TAKVİYE EDİCİ GIDALARDA YAŞANAN SORUNLAR

TAKVİYE EDİCİ GIDALARDA YAŞANAN SORUNLAR

Takviye edici gıdaların, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsat prosedürüne tabi tutulması ve piyasaya arzının Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanması, bu ürünlerin merdivenaltı üretiminin önüne geçecektir.



Uzun bir aradan sonra OTC News okurlarına içten bir merhaba diyerek başlamak istiyorum. Bilindiği üzere takviye edici gıdalara ilişkin yasal düzenlemelerdeki çarpıklık sebebi ile bu ürünlerin kullanımı pandemi ile birlikte halk sağlığını ciddi anlamda tehdit eder boyuta ulaştı. Sosyal medya medya da dahil olmak üzere tüm görsel ve yazılı basında reklamlar ile vatandaşlarımız uygunsuz biçimde ehil olmayan sanatçılar ve ınfluencer diye anılan kişiler eli ile yönlendirilmiştir. Sağlık profesyonellerinin pandeminin zor şartları altında verdikleri mücadeleye destek imajı verilerek adete vatandaşlarımızın evleri birer vitamin ve gıda takviyesi çöplüğüne dönmüştür. Kontrol ve denetimlerin Tarım Bakanlığı eliyle yapıldığı bu tip ürünlerin satışı yanında üretimi de çarpık bir biçimde artış göstermiş ve amiyane tabirle merdiven altı ürün sayısında patlama yaşanmıştır.


Tanımı itibarı ile Takviye edici gıdalar, “normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla, vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünler” olarak tarif edilmektedir.


§ 24 Haziran 1995 tarihinden itibaren vitamin ve mineral içeren takviye edici gıdalar ile birlikte özel beslenme amaçlı gıdaların üretimi, ithalatı ve kontrolleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülmeye başlanmıştır.


§ 2000 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılan protokolle sadece 2 yıllığına yetki Sağlık Bakanlığı’na verilmiştir.


§ 2002 yılından itibaren takviye edici gıdaların üretimi, ithalatı ve kontrolleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülmeye devam etmiştir.


Takviye edici gıda ürünlerinin ruhsatlandırılması yönünden dünya genelinde bir standart bulunmamaktadır. İnsan sağlığını koruyucu amaçla kullanılması nedeniyle sağlığa yönelik olarak kullanılan takviye edici gıdalarda ülkemizde ve dünyada tespit edilen sorunların başında güvenlilik ve kalite gelmektedir. Zira bu tip ürünlerde sentetik ilaç etken maddeleri ile tağşişat (katıştırma) veya etikette beyan edilen formülasyon öğelerinin analizler sonucunda hiç bulunmadığı veya belirtilen miktardan çok daha az bulunması gibi sorunlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Özellikle “doğal veya bitkisel” iddiasıyla satılan bu ürün grubunda zayıflatıcı etkisi olduğu belirtilen takviye edici gıdalarda sıklıkla sibutramin ve analogları, cinsel gücü artırıcı iddiasıyla satılanlarda ise sildenafil ve türevlerine rastlanmaktadır.


Diğer yandan beşeri ilaç statüsünde Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlanan bitkisel ilaçlar ile yine Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatla piyasaya çıkan geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin (GBTÜ) formülasyonunda proflaktik veya tedaviye yönelik etkileri nedeniyle yer alan birçok tıbbi bitki türünün (Hypericum perforatum-sarı kantaron, Ginkgo biloba, Melissa officinalis, Passiflora incarnata, vs), aynı zamanda “gıda” olarak kabul edilen takviye edici gıdaların bileşiminde de yer almasıdır. Ancak bu tıbbi bitkilerin büyük bir kısmının gıda olarak kullanımı mevcut değildir. Ayrıca dozlarına dikkat edilmez ise konvansiyonel ilaçlar ile ciddi etkileşimleri tespit edilmiştir. Örneğin sarıkantaron olarak bilinen Hypericum perforatum’un 80’den fazla ilaç etken maddesi ile etkileşmesi olduğu bildirilmiştir veya Ginkgo biloba standardize ekstresinin bitkisel ilaç formundaki müstahzarları Alzheimer tipi demans hastalarında günlük 240 mg dozda kullanılırken, unutkanlık veya tinnitus problemi olan epilepsi hastalarına kesinlikle verilmemesi gerekir.


Halbuki bu bitkiler takviye edici gıdaların bileşiminde rahatlıkla bulunabilmektedir. Bilinçsiz ve yanlış dozda kullanılmaları durumunda ciddi halk sağlığı sorunlarına yol açabilmekte olup, dünyada çok sayıda bu konuda fitofarmakovijilans verisi mevcuttur.


Ülkemizde de özellikle zayıflama amaçlı kullanılan ürünlerde yüksek miktarda sibutramin kullanılmakta bu da ağır karaciğer harabiyeti ve ölümlere neden olmaktadır. Dolayısıyla Tarım Bakanlığı onaylı takviye edici gıda olarak farmasötik formda üretilen ve piyasaya sürülen ürünlerde ciddi halk sağlığı sorunları yaşanmakta ve bu ürünlere her yerden kolayca kontrolsüz bir şekilde ulaşılabiliyor olması bu tehlikenin boyutunu tahmin bile edilemez boyuta taşımaktadır. Zira bu tip ürünlerle ilgili oluşan yan etkiler ve sağlık sorunları hakkında Sağlık Bakanlığı onaylı ürünler gibi herhangi bir geri bildirim, fitofarmakovijilans verisi bulunmamaktadır.


Bu gerekçelerle takviye edici gıdaların, Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsat prosedürüne tabi tutulması ve piyasaya arzının Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanması, bu ürünlerin merdivenaltı üretiminin önüne geçecek ve halk sağlığına yönelik yaşanması muhtemel olumsuz etkilerinin önüne geçecektir.

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal işler komisyonu üyelerine 5596 sayılı kanunun 28/1 bendinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi iletilmiştir. Teklif yasalaşır ise mevcut yetkiler Sağlık Bakanlığı’na devredileceğinden gıda takviyelerine ilişkin sorunların çözümü noktasında hem halk sağlığına hem de mesleğimize ciddi katkıları olacağına inanıyorum.


Ecz. Ali ERDEM

TEİS Basın Sözcüsü



HABER BAĞLANTISI: https://www.otcnews.com.tr/?p=4384