RÖPORTAJ:TEİS Başkanı Saydan’a sorduk,” Bir eczacı sendikaya neden üye olsun?”


TEİS Başkanı Saydan’a sorduk: Bir eczacı sendikaya neden üye olsun?

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Başkanı Nurten Saydan ile röportaj..

Eczacılık sektöründe Odalar ve Türk Eczacıları Birliği’nin (TTB) yanı sıra önemli bir örgütsel kurum daha var, eczacı işverenler sendikası. Tam adıyla Tüm Eczacı İşverenler Sendikası, namı diğer “TEİS”.

Sendika deyince yaygın olarak ilk akla gelen işçi sendikalarıdır ve görevi işverene karşı işçi haklarını korumaktır. Toplu sözleşmeler vasıtasıyla, işçilerin durumunu iyileştirmeye çalışır. İşveren sendikaları ise bir karşı tez olarak, geniş işçi eylemleri döneminde işçi dayanışması karşısında işverenlerin kendilerini koruma güdüsüyle kuruldu. Toplu sözleşmelerde işverenlerin dayanışmasını ve pazarlık masasına daha güçlü oturmalarını sağladı.

Hal böyleyken acaba eczacılık sektöründeki bir işveren sendikasının görevi neydi tam olarak? Ortada muhatap bir işçi sendikası olmadığına göre, hangi ihtiyaç nedeniyle kurulmuştu acaba? Bu sorunun cevabı şöyleydi; eczane sahibi eczacı teknik olarak patrondu ama kendisinin de bir büyük patronu vardı ve haklarının korunması gerekiyordu. Bu patronun adı Devletti, Bakanlıktı, İdareydi ya da siz nasıl isimlendirirseniz.

TEİS işte bu ihtiyaç nedeniyle 27 Nisan 2006’da 17 üye ile kurulmuştu. Bu yıl 12. yaşını kutlayacak. Başkan Ecz. Nurten Saydan ile Ankara Balgat’taki merkezinde, eczacılık sektöründe TEİS’in yerini konuştuk.

TEİS 12 yıl önce 17 üye ile başladığı yolculuğunda şimdi nereye geldi?

Geçen süre içinde büyük ilerleme kaydettik ancak henüz istediğimiz yerde olduğumuzu söyleyemem. Gerçi ülkemizdeki sivil toplum örgütlerinin gelişme sürecine bakıldığında biz bir çok sivil toplum kuruluşundan daha hızlı bir şekilde ilerleme kaydettiğimizi ifade etmemiz daha doğru olur. Yani ülkemiz şartlarına göre ilerideyiz ama biz şu an bulunduğumuz yeri yeterli görmüyoruz.

Basitçe sorayım, neden?

Örgütlenmede yeterli ilerlemeyi kaydedememenin ilk nedeni zaman, daha doğrusu zaman yetersizliğidir. Hepimiz eczane sahibiyiz. İlk görevimiz işyerimizi ayakta tutmak; zamanımızı öncelikle buraya harcıyoruz.

Üyelik için eczane ziyareti yapmak, form doldurmak için ciddi bir zaman harcamak gerekiyor ki, araya giren günlük işler ve özellikle sendikanın çalışmaları nedeniyle  bu çalışmalar erteleniyor çoğu zaman. Biz daha genç bir sendikayız, zamanla gelişeceğiz.

Ayrıca kurulduğumuzda bir karar vermiştik; “üye toplamaya mı çıkalım, sorunları çözmek için mi çalışalım” sorusuna verdiğimiz cevap doğrultusunda ilk günden itibaren çalışmaya başladık. Üye toplamaya çalışmak yerine mesleğimiz için üretmeye, çalışmaya devam edeceğiz. Meslektaşlarımız da bunu gördükçe katılımı artıracaktır, öyle de oluyor zaten.

Başka ülkelerde durumu nedir eczacı işveren sendikalarının ?

Eczane sayısı itibariyle benzeyen Fransa’dan örnek vereyim. Fransa’da 3 sendika var. Üye sayıları 8.000, 3.000 ve 2.000 gibi. Avrupa’nın sivil toplum bilinci en yüksek ülkesi, halk hareketi ile çağ açıp, çağ kapayan ülke Fransa’daki durum da bizden çok ileride değil. Bu biraz da sivil topluma olan inancın tarihsel süreçte tüm dünyada örselenmesinden kaynaklanıyor gibi.

Sohbetin bu noktasında doğal olarak “Sizin kaç üyeniz var?” sorusunu sormak gerekiyordu, sorduk da. Ancak güzel bir çalımla lafı değiştirip topu taca atınca anladık ki, Nurten Başkan net üye sayısını yüksek sesle söylemek istemiyor .

Sendikanın geliri nedir, nereden gelir?

TEİS’in tek geliri üye aidatlarıdır. Bunun dışında bir geliri yoktur.

Üyeler aidat olarak ne ödüyorlar?

2018 yılı için aidatımız yıllık  270 TL’dir.

Eczacı işveren sendikasının günümüz Türkiye’sinde işlevi nedir, ne iş yapar? Ya da şöyle soralım; bir eczacı TEİS’e neden üye olsun?

Bizim görevimiz eczacının ekonomik ve hukuki çıkarlarını korumaktır. Sendikanın görevi bir sorunla karşılaşan üyesinin yalnız olmadığını hissetmesini sağlaması ve bu sorundan çıkışta yol gösterici olmasıdır. Sendika; eczacının haklarını her kuruma karşı  korur.

Sendikaya ne gerek var denildiğinde şöyle bir örnek verebilirim: Bir arabanız var, zorunlu olarak trafik sigortası yaptırıyorsunuz sonrasında da kendinizi güvenceye almak için arabanıza kasko sigortası yaptırıyorsunuz. TEİS mesleğin kaskosudur. Örneğin “meslek hakkı” sözünü ilk kez telaffuz eden TEİS’dir.

Ne zaman söylemiştiniz?

Yıllar önce İstanbul Eczacı Odası’nca yapılan bir kongrede sunum yaparak eczacı kamuoyunun gündemine  ilk defa biz getirmiştik.

Çatı meslek örgütü olarak bir de Türk Eczacıları Birliği var. Birliğin görevi de eczacıların çıkarlarını korumak değil mi? Uygulamada farklı düştüğünüz olmuyor mu?

TEB ile yan yana olmalıyız. Zaten rakip değiliz, öyle bir amaçla da yola çıkmadık. Henüz yeterince işbirliğimiz yok ama gelişiyor. İlk kez bu yıl TEB genel kuruluna davet edildik. Bugüne kadar TEB’i yıpratacak hiçbir eylem ya da söylemde bulunmadık. Çünkü Anayasal bir kurum olan birliğimiz bizim için çok değerli. Bir çok meslek böyle bir birliğe sahip olmak için yıllardır çırpınıp duruyor. Biz olanın yara almasını, zarar görmesini istemeyiz. Örgütlü mesleki yapı çok önemli bir zenginliktir. Sıfırdan örgüt kurduğumuz için var olan örgütün kıymetini bizden daha iyi hiç kimse bilemez.

Eczacılar Birliği ile uygulamadaki farklılıklar nelerdir?

Şöyle genel olarak bir bakalım. TEB yasayla kurulmuş bir kurumdur, kendi özel kuruluş yasaları vardır, düzenleme yapma ve denetim görevi vardır. Buna karşılık biz çok özgürüz, Anayasa’ya bağlıyız, tüzüğümüz var. Örneğin muvazaa kontrolü, nöbet hizmetini düzenlemek vb. şeyler bizim işimiz değildir. Bizim asli görevimiz üyenin sadece kendisinin karşılaştığı sorunda ona yalnız olmadığını hissettirmek, hukukun ve imkanların elverdiği ölçüde destek olmak.

Diğer yandan üyelerimizin hepsi işveren eczacı olmak zorundadır; yardımcı eczacıyı, ikinci eczacıyı üye olarak alamayız. Bunun yanında, üyelerimiz memnun kalmazsa üyelikten ayrılabilirler, soru sormayız, hayır ayrılamazsın diyemeyiz, noterden gönderecekleri tek imza üyelikten ayrılmak için yeterlidir. Bir de en önemli fark Sendikamızın üyelerini temsilen aktif husumet ehliyeti vardır mesela..

Aktif husumet ehliyeti nedir?

Aktif husumet ehliyeti; üyelerimiz adına dava açma yetkimizin olmasıdır. Üyelerimizin yaşadığı her sorunda onlar adına dava açma, onlarının davalarına katılabilme, kısaca her yerde üyesini temsil ederek onun hak ve hukukunu koruma ve savunma yetkisinin olmasıdır.  Bizim açtığımız davalar daha çok üyelerimizin tamamını ilgilendirse de bireysel sorunlar için açılan davalarda elde edile sonuçlar da bizim için çok önemlidir. Çünkü böyle bir davanın neticesinin tüm üyelere yararı vardır.

Eczacılık dünyasının son dönemdeki önemli olaylarından birisi de eczanede satılabilecek medikal ürünler konusuydu. Sizce yeni uygulama yararlı oldu mu?

Medikal ürünler konusu, eczacılar açısından bakıldığında maalesef beklenen katkıyı sağlamadı. Açıkçası medikal lobisi eczacıların alanını daraltmak için çok güçlü çalışıyor. Metotları farklı, kurumları etkiliyorlar. Diğer taraftan eczacıların verebildiği tıbbi malzeme listesi dar, reçetelerin geri ödeme koşulları çok formaliteli, ödemeler önce 60 gün olacaktı sonra 90 güne yayıldı.. vs..

Eczacıların eczane içindeki başlıca yardımcıları kalfaları ya da şimdiki adıyla teknisyenleri. Eczacı-teknisyen ilişkileri için ne söyleyebilirsiniz?

Teknisyenler bizim can yoldaşımız. Eczanelerimizin olmazsa olmazı. Ancak yetişmiş eleman sıkıntısı var. İlaçların yanı sıra mevzuatı bilmek, Medula’yı kusursuz kullanabilmek gerekiyor. Ayrıca eczacı gibi sürekli kendini yenilemesi, yeni uygulamaları takip etmesi gerekiyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde yetişmiş eleman sıkıntımız var.

Serbest eczacılık sizce zor bir meslek midir?

Meşakkatli bir meslek olduğu açıkça görülmüyor mu? Meslekte eskiden söylenmiş şöyle bir söz vardır: Bir eczane 9 kocaya bedeldir..!

Eczanelerin statüsü nedir tam olarak, sanki bir kargaşa var gibi, eczane bir Sağlık Hizmet Sunucusu mudur, değil midir?

Orası biraz muğlak, kurumlar arasında bir anlaşamazlık var. Bu konu süratle netleştirilmeli, çünkü bu tanım başka yasal uygulamaları da etkiliyor.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na sorarsanız, hayır değilsiniz diyor. Diğer taraftan Sosyal Güvenlik Kurumu tersini savunuyor; eczaneler Sağlık Hizmet Sunucusu’dur, çünkü benim eczane kanalı ile aldığım katkı payı bir sağlık ücretidir diyor.

Siz ne diyorsunuz?

Tabii ki Sağlık Hizmet Sunucusu’dur eczaneler. Bu tartışılmayacak kadar açıktır.

Son olarak şunu sorayım, idare reçetesiz ilaç konusu üzerinde önemle duruyor biliyorsunuz, bir süre sonra hiçbir ilacın reçetesiz satılmaması şeklinde bir uygulamaya geçilmek istendiği gibi bir söylenti var. Ne diyorsunuz?

Ülkemizde nerede ise ilaçların tamamı “reçeteli “ olarak sınıflandırılmış durumdadır. Bu durum, bir çok sorunu beraberinde getirse de reçetesiz ilaç konusu bizim hassas olduğumuz bir konu. Zira bitkisel ilaçların zararsızdır diyerek ilaç olmaktan çıkarılarak takviye edici gıda haline getirilmiş olmasının sonuçları ortada. Bu ilaçlardan dolayı kaç kişi öldü, kaç kişi kalıcı olarak sağlığını kaybetti ne biz, ne de devlet tam olarak bilmiyor.

Reçetesiz ilaç konusunun da takviye edici gıda adını alan bitkisel ilaçlar gibi olmasını istemiyoruz. Tüm ilaçların reçeteli olarak satışının zorunlu kılınması da  ilacın kamu maliyesine etkisini yükseltecektir.

Bugün bile  mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle neredeyse her ilaç için vatandaştan reçete yazdırması istenerek ilaç ve eczacılık hizmetinde sorunlar yaşanmasına neden olunmaktadır.

Bu sorunun eczanelerden eczacı eliyle verilen düzeni bozmayacak  şekilde aşılması gerekmektedir. Bunun için uğraş veriyoruz.

http://eczaciyiz.net/haber/teis-baskani-saydana-sorduk-bir-eczaci-sendikaya-neden-uye-olsun/357383828

#onecikan