top of page

İlaç sektörünün sürdürülebilirlik gücü azaldı

  • 4 saat önce
  • 3 dakikada okunur

“İlaç sektörünün sürdürülebilirlik gücü azaldı”

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU

SPOT: TEİS Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, son dönemde ilaç Euro kurunda kısmi artışların sektördeki sorunu çözmeye yetmediğini söyledi. Başkent’e konuşan Saydan, “Özellikle son beş yılda ilaç kuru ile güncel döviz kuru arasındaki farkın giderek açılması, sektörün rekabet ve sürdürülebilirlik gücünü önemli ölçüde zayıflatmıştır. Sektör, son 11 yılda hacim bazında yüzde 28,8 büyüme kaydetmesine rağmen, değer bazındaki reel büyüme yüzde 27,9 seviyesinde kalmıştır.” dedi.


Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, son dönemde ilaç euro kurunda kısmi artışlar yapılmış olsa da bu artışlar sektördeki sorunu çözmeye yetmediğini ifade etti.

Saydan, “Mevcut sistem güncel ekonomik gerçekleri yansıtmıyor. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) tarafından hazırlanan 2025 Türkiye İlaç Raporuna göre, Türkiye ilaç pazarına baktığımızda 2025 yılı için ilaç fiyatlarını belirleyen dönemsel euro kuru 25 Ekim 2024 tarihinde yüzde 23,5 oranında artırılarak 21,67 TL olarak belirlenmişti. İlaç kurunun güncel euro kuru karşısında yüzde 43 seviyesine kadar gerilediği 2025 yılı içinde, maliyet kalemlerinden kaynaklanan ağır baskıya rağmen 14 ay boyunca bir düzenlemeye gidilmemiştir. 20 Aralık 2025 tarihinde yüzde 16,9 oranında yeniden bir düzenleme yapılarak ilaç kuru 25,33 TL seviyesine çıkarıldı ve 1 Nisan 2026 tarihinde de yeniden küçük bir artış yapılarak 29,11 TL’ye çıkarıldı. Özellikle son beş yılda ilaç kuru ile güncel döviz kuru arasındaki farkın giderek açılması, sektörün rekabet ve sürdürülebilirlik gücünü önemli ölçüde zayıflatmıştır. Sektör, son 11 yılda hacim bazında yüzde 28,8 büyüme kaydetmesine rağmen, değer bazındaki reel büyüme yüzde 27,9 seviyesinde kalmıştır.” diye konuştu.


Saydan, euro kuruna yapılan güncellemenin yetmediğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Beşeri ilaçların fiyatlandırılmasında esas alınan euro kurunda güncelleme yapılmış olsa da belirlenen artış oranı hem eczanelerimizin hem de ilaç tedarik zincirinin yaşadığı gerçek ekonomik koşulları karşılamaktan çok uzak. Bu gerçeklik karşısında ilaç firmaları zararına üretim ve ithalat yapmak yerine çözümü ürünlerini piyasaya sınırlı vermekte ya da tamamen piyasadan çekmekte buluyorlar. Sonuç olarak eczanelerimizde yüzlerce ilaç bulunamamakta, özellikle kronik hastalıklar için kullanılan ve hayati öneme sahip ilaçlara erişim ciddi şekilde aksamaktadır. İlaç euro kuru uygulanmaya ilk başlandığı dönemde, ilaç için belirlenen euro kuru, reel euro kuru ile yakın bir seviyedeydi, ancak bugün itibariyle, ilaç euro kuru, reel kurun yarısının biraz üzerinde. Gerçek euro ile ilaç euro kuru arasındaki makas iyice açıldı. Artık bu sistem soruna çözüm getirmiyor o yüzden bundan vazgeçilmesi gerekiyor.”


İlaç fiyatlarında değişken kur bazlı modele geçilmesi gerektiğini aktaran Saydan, şöyle konuştu: “İlaç fiyatlandırmasında döviz kuruna dayalı bu modelin terk edilmesi ve güncel ekonomik gerçeklere duyarlı, enflasyon bazlı veya değişken kur bazlı bir modele geçilmesi gerekiyor. Örneğin, kur güncellemesi yılda bir yerine yılda üç-dört kez yapılabilir ya da belirli aralıklarla otomatik ayarlama mekanizmaları getirilebilir. Bu sayede ne firmalar büyük zarar endişesine kapılıp ilaçlarını çekmek zorunda kalır, ne de piyasa bu kadar belirsizlik yaşar. Avrupa ülkelerinde de fiyatlar belirli periyotlarda veya endekslere göre revize ediliyor. Türkiye de kendi gerçeklerine uygun, sürdürülebilir bir fiyatlandırma politikasına geçmelidir. Zira, halkın ilaca kesintisiz erişimi sosyal devlet olmanın en temel gereğidir. Bu sorunun çözümü için gerekli adımların ivedilikle atılması gerekiyor.”


Saydan, raporda ilaç pazarında en fazla paya sahip tedavi gruplarından da bahsedildiğini söyleyerek, şu bilgileri verdi: “Pazara yeni sunulan ilaçlar adet ve ATC1 bazında incelendiğinde, en fazla paya sahip olan tedavi gruplarında ilk sıra 62 ilaç ile (yüzde 18,1) sindirim sistemi ve metabolizma ilaçlarından oluşmaktadır. Ayrıca 44 adet ile kardiyovasküler sistem (yüzde 12,9), 41 adet ile antineoplastikler ve immünomodülatür ajanlar (yüzde 12), 34 adet ile sinir sistemi ilaçları (yüzde 9,9) ve 27 adet ile sistemik kullanılan antiinfektivler (yüzde 7,9) pazara yeni giren ilaçların yüzde 60,8’ini oluşturan ilk beş sıradaki tedavi grupları olmuştur. 2025 yılında pazara 29 adet konvansiyonel, 4 adet biyolojik, 14 adet biyoteknolojik olmak üzere toplam 47 adet referans ilaç girmiştir. Söz konusu 47 ürünün 43’ü ithal olup 8 adedinin eşdeğeri bulunmaktadır.”


bottom of page