Eczacılar ayakta kalma mücadelesi veriyor
- 5 saat önce
- 3 dakikada okunur

Eczacılar ayakta kalma mücadelesi veriyor
Artan maliyetler, ilaç yoklukları ve plansız eğitim politikaları mesleği çıkmaza sürüklüyor. 14 Mayıs Eczacılar Günü'nde açıklama yapan meslek örgütleri "Meslek de halk sağlığı da risk altında” dedi.
Eczacılar, derinleşen ekonomik kriz ve sağlık politikalarının yarattığı yapısal sorunlar nedeniyle mesleğin sürdürülemez hale geldiğini söyledi. Özellikle bağımsız eczanelerin ağır bir ekonomik kriz altında olduğunu vurgulayan eczacılar “Güçlü bir halk sağlığı sistemi, güçlü ve bağımsız eczaneler olmadan ayakta kalamaz” dedi.
Türk Eczacıları Birliği tarafından yapılan açıklamada, Türkiye genelinde hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesinin sağlık sisteminin en yaygın ve erişilebilir halkası olduğuna dikkat çekildi. Sağlık sisteminin yükünün giderek daha fazla eczanelere yıkıldığını ancak buna karşın eczacıların karar süreçlerinin dışında bırakıldığı ifade edilen açıklamada, yalnızca SGK kapsamında yılda yaklaşık 508 milyon reçetenin eczanelerde işlendiği kaydedildi.
Eczanelerin bir “ticari işletme” değil, birinci basamak sağlık hizmetinin temel unsurlarından biri olduğu anımsatılan açıklamada, ülkedeki kronik hastalıkların da hızla arttığına dikkat çekildi. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, Sağlık Bakanlığı verilerine göre son bir yılda yaklaşık 30 milyon kişiye kronik hastalık taraması yapıldığı, 7 milyon yeni tanı konulduğu, bunların büyük bölümünü obezite, diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler risklerin oluşturduğu ifade edildi.
FAKÜLTE SAYISI 8'DEN 64’E ÇIKTI
Meslek örgütleri, eczacılık alanındaki plansız büyümenin genç eczacılar açısından ciddi bir işsizlik sorununa dönüştüğünü söyledi. 2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısının bugün 64’e ulaştığı belirtilirken bu fakültelerin yalnızca 19’unun tam akredite eğitim verebildiğine dikkat çekildi.
2017’de 1448 olan yıllık mezun sayısının 2025 itibarıyla 3868’e yükseldiği kaydedilen açıklamada, halen 25 binin üzerinde öğrencinin eczacılık eğitimi aldığı belirtildi. Eczacılar, yeni fakülte açılışlarının durdurulmasını ve kontenjanların bilimsel kriterlere göre yeniden düzenlenmesini istedi.
“İLACA ERİŞİM YAPISAL SORUNA DÖNÜŞTÜ”
Açıklamada İLaç yokluklarına da geniş yer verildi. Türkiye’de sağlık harcamalarının OECD ortalamasının oldukça altında kaldığına dikkat çekilirken, düşük ilaç fiyat politikaları ve kur baskısı nedeniyle birçok ilacın piyasaya girmediği ya da erişilemez hale geldiği ifade edildi.
Eczacılar, özellikle yenilikçi ilaçlara erişimde yaşanan gerilemenin halk sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Avrupa’da yenilikçi ilaçlara erişim oranının yüzde 46 seviyesinde olduğu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 3’e kadar düştüğü kaydedildi.
Birlik, ilaç yokluklarının sorumlusunun eczacılar olmadığını vurgulayarak, sorunun temelinde sürdürülebilir olmayan ilaç fiyatlandırma politikalarının bulunduğunu ifade etti. Açıklamada, özetle şu ifadelere yer verildi:
"Hastanelerde önemli ilaç bütçelerini yöneten, ilaç temini, stok yönetimi ve ilaç güvenliği süreçlerini yürüten meslektaşlarımız yüksek bir sorumluluk bilinciyle görevlerini yerine getirmektedir. Buna karşın kamu eczacıları; kadro sayısındaki yetersizlik, özlük haklarının ve ekonomik taleplerin karşılanmaması, elverişsiz çalışma ortamları, eczacının personel tanımında hak ettiği konumda bulunmaması gibi yapısal sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların artık aşılmasını istiyoruz. Plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşanmaktadır. 2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında 1.448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3.868’e yükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Kalıcı çözümü için daha planlı ve kalıcı adımlar gerekmektedir. Bunun için yeni eczacılık fakültesi açılışları durdurulmalıdır. Eczacılık eğitimi başarı sıralaması 50 bin ile sınırlandırılmalı, eğitimde kalite ve akreditasyon esas alınmalıdır. Akademik kadrosu yetersiz fakültelerde yeterli öğretim üyesi kadroları açılarak eğitim standartları yükseltilmeli, teknik altyapı eksiklikleri giderilmelidir. Genç eczacıların istihdamı için kamu eczacılığı, klinik eczacılık ve endüstri eczacılığı alanlarında yeni, nitelikli ve sürdürülebilir istihdam modelleri oluşturulmalıdır. Bu tablo bizlere ilaca erişim sorununun artık yapısal bir mesele haline geldiğini göstermektedir. Bu ciddi bir halk sağlığı sorunudur."
"CİDDİ SORUNLAR YAŞANIYOR"
Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Nurten Saydan da yaptığı açıklamada şunları belirtti:
“Geleneksel eczacılık modeli korunmalı, serbest eczanelerin ekonomik olarak güçlendirilmesi gerekmektedir. Bugün sağlık sistemlerinde yaşanan hızlı dönüşüm, dijitalleşme ve ekonomik baskılar karşısında geleneksel eczacılık modeli ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Artan maliyetler, ilaç tedarik sorunları ve sürdürülebilirlik kaygıları, bağımsız eczanelerimizin varlığını tehdit etmektedir. Ancak bilinmelidir ki; güçlü bir halk sağlığı sistemi, güçlü ve bağımsız eczaneler olmadan ayakta kalamaz. Geleneksel eczacılığın korunmasını, serbest eczanelerin ekonomik olarak güçlendirilmesini, eczacının sağlık sistemindeki danışman rolünün daha etkin tanınmasını, ilaçta erişilebilirlik ve sürdürülebilirliğin devamlılığının sağlanmasını, genç eczacıların mesleğe umutla bakabileceği bir yapının oluşturulmasını kararlılıkla savunuyoruz."
.jpg)


