BASINDA BİZ
14 Ekim 2020
İLAÇ FORMUNDAKİ ÜRÜNLER İÇİN YASAL DÜZENLEME TALEBİMİZİ ECZACI MİLLETVEKİLLERİMİZE İLETTİK !
15 Ekim 2020

SENDİKAMIZCA TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU’NA YAPILAN ZİYARET HAKKINDA BİLGİLENDİRME

SENDİKAMIZCA TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU’NA YAPILAN ZİYARET HAKKINDA BİLGİLENDİRME

 

Değerli Üyelerimiz ve Meslektaşlarımız,

Bugün Sendikamız Yönetim Kurulu tarafından TİTCK Başkan Yardımcısı Uzm.Dr.Elif Hilal VURAL makamında ziyaret edilmiş, görevinin hayırlı olması dileğimiz iletilerek , mesleğimizin çözüm bekleyen sorunları ve son günlerin önemli gündem maddesi olan market içinde eczanemsi yapılar açılması sorunu hakkında konuşulmuştur.

İlaç formunda olan tüm ürünlerin yasa değişikliği yapılarak sadece eczanelerden satılmasının sağlanmasının yaşanan sorun için en  uygun çözüm olduğu görüşü Sendikamızca iletilmiştir.

Yaşadığımız sorunlar ve çözüm önerilerimiz hakkında hazırlanan dosya aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

 

TEİS YÖNETİM KURULU

 

 

TEİS KAMU KURUMLARI KOMİSYONU ECZANE ECZACILARI TALEP ve GÖRÜŞ RAPORU

İLAÇTA FİYATLANDIRMA ve KADEMELİ KARLILIK

26.890 eczane eczacısı, uygulamaya konulduğu ilk günden şu ana kadar sağlıkta dönüşüm programları için her türlü fedakârlığı göstermiştir. Eczanelerimizin sermayeleri, elbette bizlere ait olmakla beraber aynı zamanda ülkemizin kaynağıdır ve milli servettir. Son zamanlarda basında da yer aldığı gibi, ülke genelindeki tüm meslektaşlarımız bazı ilaçların temininde sıkıntı çekmekte ve ne yazık ki hastalarımız mağdur olmaktadır. Bu sürecin başlıca sebebi; Bakanlığın ilaç fiyatlandırma politikasında izlediği fiyatları baskılayıcı tutum olmakla birlikte, üretici ve aracı paydaşların marjinal maliyetin marjinal geliri karşılamadığı noktada üretimden/tedarikten vazgeçmesidir. Euro kurunun 9 TL’ye ulaşmış olduğu ekonomik gerçeğine karşın Bakanlık tarafından ilaç fiyatları belirlenirken baz alınan Euro kuru ancak 3.85 TL seviyesine ulaşabilmiştir. Bu ekonomik gerçekler maalesef tüm sektöre dağıtılması gereken bir yük getirmektedir. Netice olarak birçok ilaç bulunmamaya, ‘yok’a girmeye başlamış, ithal edilen ürünler ithal edilmemeye, yeni çıkan, tedaviye yeni verilen ilaçlar ülkemize getirilmemeye başlamıştır. 

Mevcut İlaç Fiyat Kararnamesi ile uygulamaya konulan Kademeli Karlılık Oranları incelendiğinde; 1. kademede mevcut ilaçların fiyatlarının düşük olması sebebiyle ekstra karlılığa ihtiyaç duyulduğu, 4. ve 5. kademede mevcut karlılık oranlarının eczanelerin genel gider oranlarının altında olduğu, 3. kademede mevcut ilaçların eczane cirolarında büyük oranda yer aldığı ancak 2019 yılındaki %26,37 ’lik kur düzeltmesinin ardından bu ilaçların birçoğunun 4. ve 5. kademeye geçmesi nedeni ile bu ilaçlardaki karlılıkların da düştüğü görülmektedir

50 TL’nin altındaki ilaçlardaki kar oranlarının ve fiyatlarının düşüklüğü bu ilaçların bulunabilirliğini ve ulaşılabilirliğini azalttığı gibi, işletme maliyetlerini bile karşılamaktan çok uzaktır. İşletme giderleri ortalama yüzde 15 seviyelerine ulaşan eczanelerin yüzde 12’lik kar oranları ile sundukları hizmetleri sürdürmeleri mümkün değildir. Eczanelerde satılan ilaçların kutu bazında %74 ‘ünün 20 TL ve altındaki ilaçlardan oluştuğu göz önünde bulundurularak, başta 4. ve 5. kademe ilaçlar olmak üzere tüm fiyat kademelerindeki ilaçlarda mevcut işletme giderleri ve sunulan katma değerin de göz önünde bulundurularak ilaç fiyatları belirlenirken kullanılan güncel Euro kurunun bu fiyat dilimi için efektif Euro kuruna çevrilmesi ve yayınlanmasının üstünden 13 yıl geçmesine rağmen hiç güncellenmemiş olan beşeri ürünlerin fiyatlandırılmasında kullanılan karlılık tablosundaki imalatçı fiyatına göre belirlenmiş kademe oranlarının mevcut piyasa koşullarına uygun olacak şekilde güncellenmesi tüm paydaşlar için bir zorunluluk haline gelmiştir.

 

Depocuya Satış Fiyatının; Depocu Kârı (%) Mevcut Eczacı Kârı (%) Önerilen Eczacı Kârı (%)
10 TL’ye kadar olan kısmı için (10 TL dâhil) 9 25 25
10-50 TL arasında kalan kısmı için (50 TL dâhil) 8 25 25
50-100 TL arasında kalan kısmı için (100 TL dâhil) 7 25 25
100-200 TL arasında kalan kısmı için (200 TL dâhil) 4 16 25
200 TL üstünde kalan kısmı için 2 12 20

KKİ VERMEYEN İLAÇ FİRMALARI

Bilindiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalılarının eczanelerden ilaç alımında uygulanan Kamu Kurum İskontosu (KKİ) “Sağlık Uygulama Tebliği” ile “Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol” kapsamında düzenlenmiş olup, eczanelerin SGK’ya yapacağı iskonto oranı ve bu oranların belirlenme yöntemi yine aynı tebliğ ve protokol çerçevesinde gerçekleşmektedir.

“Kamu Kurum İskontosu” uygulaması kamu ile firmalar arasında olan bir uygulama olmasına rağmen bahse konu iskontoyu uygulamayan firmalar sebebiyle eczane ekonomileri ciddi anlamda ve haksız bir şekilde zarara uğratılmaktadır.

Kamu Kurum İskontolarının bazı ilaçlarda uygulanmaması ve/veya eksik uygulanması haksız ve hukuka aykırı bir uygulama olup, eczane ekonomilerimize zarar verdiği gibi sigortalı hak sahiplerinin ilaca ulaşmasında engel teşkil ederek mağduriyetine neden olduğundan; bu gibi durumların son bulması için “Kamu Kurum İskontosu Uygulaması”na aykırı davranan firmalar hakkında yasal yaptırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmektedir.(liste ekte)

REÇETELERE ETKEN MADDE YAZILMASI

Ülkemizde 2019 yılı verilerine göre yaklaşık 40 milyar TL olarak gerçekleşen ilaç pazarında referans ilaca yılda 27 milyar TL harcanmakta ve bu eczacılık ürünleri 100’e yakın ülkeden ithal edilmektedir. Bu sebeple eczacılar olarak ülkemizdeki döviz kaybının önüne geçebilmek için çoğunluğu yerli üretim olan eşdeğer ilaçları desteklemek zorundayız.  AB ülkeleri incelendiğinde de her ülkede jenerik ilacın ve yerli üretimin desteklendiği görülmektedir. AB ülkelerinde reçetesini alıp eczaneye gelen hastalar, eczacıya bir istekte bulunmazlarsa eczacı, kendilerine en uygun eşdeğer ilacı vermekte, geri ödeme kurumlarını korumaya yönelik bu hareketi nedeniyle eczacıya ekstra bir meslek hakkı ödenmektedir. Reçeteye yerli üretilen ilacı yazan doktor da bu ülkelerdeki yasal düzenlemeler sayesinde devletten teşvik almakta olup yerli ilaç tercih eden hastalarda da katkı payları belli oranlarda düşmektedir.

Yerli ilacı özendirme faaliyetlerine ek olarak Avrupa’daki pek çok ülkede reçetelere ilaçların ticari ismi yerine etken madde yazılmaktadır. Bilindiği üzere gerek hekimler gerekse eczacılar olarak fakültelerimizde aldığımız tahsilde ilaçların “etken maddesi” öğretilmiştir. Unutulmamalıdır ki; ilaçların iyileştirici etkisi “isminden” değil, “ETKEN MADDESİNDEN” gelmektedir.

Gerçek ilaç harcamasının görülmesi ve ödeme planının ona göre yapılabilmesi için reçetelerin etken madde ile yazılması şartının getirilmesini talep etmekteyiz. Kronik hastaların ilaç kullanım raporlarına yaklaşık on yıldır etken madde yazılmakta ve bunun faydaları görülmektedir. Aynı yöntemin reçetelerde de uygulanması hem eczacı hem hekim hem de SGK için yararlı olacaktır. Hekimler, reçeteye ilaç ismi yerine etken madde yazmaya başlarsa devletin ilaç harcamalarında en az yüzde 20 oranında azalma beklenmektedir.

Bu uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte ilaç pazarındaki etkinliği azalan yerli ilaç sanayisinin tekrar kalkınacağı gibi; ilaç firmalarının hekimler ve eczacılar üzerindeki baskısı da son bulacak, hekimlik ve eczacılık daha bilimsel bir boyut kazanıp firmaların etkisinden çıkacak ve ticari kaygılardan uzaklaşarak asli görevine odaklanacak, bu ülkenin hekimleri reçete yazılırken ticari isme mahkum olmayacaklar ve  daha rahat çalışma ortamı bulacak, ilaç firmalarının promosyon vb. çalışmaları çok azalacağı için gereksiz ilaç reçetelendirilmesi ve tüketimi azalacaktır. Bu durum ülkemiz için “yerli ilaç politikamızın “oluşturulmasında etkili olacak ve ilaç için bütçemizden dış ülkelere aktarılan paradan ciddi tasarruf elde edilecektir. Bu sayede de ilaç konusunda; ülkemizde üretilen, satılan, istihdamı yapılan ve dışa daha az bağımlı bir ülke olmamız mümkün olacaktır. Sağlık Bakanlığı’nın ve SGK’nın bu konuda vatandaşları bilgilendirici çalışmalar yapmaları, görsel ve yazılı basın ile sosyal medyada etkin bir şekilde bu konuyu gündeme getirmeleri gerekmektedir.

ELEKTRONİK REÇETE KULLANIMININ %100’E ULAŞTIRILMASI

Ülkemizde şu ana kadar Korona Virüsten dolayı 11 eczacının hayatını kaybetmiş, birçok meslektaşımız ve personelimiz ciddi sağlık sorunları yaşamış halen de yaşamaya devam etmektedir. Hatta ne yazık ki Korona Virüsten vefat eden ilk kişi de İstanbul’da çalışan bir eczacı meslektaşımız olmuştur.

Korona Virüs tanısı alan hastaların hastaneden sonra başvurdukları ilk yer olan eczanelerimizde; bulaş riskine karşı her türlü önlemi almaktayız. Buna rağmen hastalığa yakalanan ve kaybettiğimiz çok sayıda meslektaşlarımız ve çalışanlarımız oldu ve olmaya da devam etmektedir. Pandeminin başından bu yana hastane çalışanlarından sonra en büyük sıkıntıyı çekenlerin eczacılar; birinci basamak sağlık hizmetleri sunucusu durumunda ve olaylardan ilk etkilenen meslek grubudur. Bu süreçte eczacıların en büyük sıkıntılarından biri hastanelerde Covid-19 hastalarına, bulaş riski bulunan kâğıt reçete verilmesidir. Covid-19 tanısı konulan hastaya kâğıt reçete verilmesi hastalığın yayılmasını maalesef hızlandırmaktadır. Özellikle Pandemi döneminde Covid-19 hastalarına hastanelerde bulaş riski olan kâğıt reçete yazılma oranı maalesef daha da artmış bulunmaktadır. 

SGK verilerine göre, elektronik imzalı e-reçetelerin, toplam reçetelerin %84’ü oranına gelmiş olsa da çoğunluğu doğu illerinden oluşan bazı illerde oranın %59’lara kadar düşmüş durumdadır. Yüzde 59 ile 78 aralığında en az elektronik imzalı e-reçete yazılan 12 ilin çoğunluğunun Doğu bölgemizdeki iller olması, bu bölgelere gereken altyapının tam olarak sağlanamadığını göstermektedir. Sendika olarak Türkiye genelinde elektronik imzalı e-reçete yazılım oranının yüzde yüze ulaşmasının çok önemli olduğuna inanmaktayız. Ayrıca eczacının ve vatandaşın sorun yaşamaması için Sağlık Uygulama Tebliğinin bir an evvel Medula’ya tam uyarlanması hastalarımıza daha fazla zaman ayırmamızı sağlayacak, yaşanan eczacı mağduriyetlerini giderecektir.

E-reçete uygulamasının genele yayılmasıyla birlikte hastalıkların bulaş riskini azaltmasının yanında; işlem yükünü asgari düzeye indirgemesi, yazılımsal takibi kolaylaştırması ve okunamayan reçeteler gibi hizmet zorluklarını ortadan kaldırılması yönünde bir dizi fayda sağlayacağı da ortadadır. Şu ana dek elektronik imzalı e-reçete sistemiyle, büyük oranda sahte reçetenin önüne geçilmiş, yazılan reçetelerle ilgili istatistiki bilgi toplanması kolaylaşmış, kâğıt israfının önüne geçilmiş, reçete okunamama durumlarının yüzde yüz giderilmesini sağlanmıştır. İlaç bilgisine ulaşma süresinin kısalması, doktor ve eczacıya vakit kazandırması, kayıt edilebilirlik, sürdürülebilirlik, takip edilebilirlik açısından elektronik reçete uygulamasının kullanışlı bir sistem olduğu açıktır.

Genellikle yazılan kâğıt reçetelerin acil reçeteler ve majistral reçeteler olması sebebiyle Medula sistemine eczanelerimizde en çok hazırlanan 52 adet majistral formül kartının sisteme dahil edilmesi kâğıt reçete sorununu büyük ölçüde çözecektir. 

MAJİSTRAL TARİFENİN GÜNCELLENMESİ

Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 39. maddesinde yer alan“Eczanelerde ihzar edilen reçetelerde yazılı ilaçların fiyatlarını tesbit için en geç bir sene zarfında Sağlık ve Sosyal Yardım Vekaletince bir tarife yapılarak usulü dairesinde ilan edilir. Bu tarifeler en az senede bir defa tetkik edilerek lüzum görülürse tadil ve aynı şekilde ilan olunur.” şeklindeki düzenleme ile Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol’ün 3.2.5 maddesinde yer alan “Majistral ilacın terkibine giren ilaç varsa, bunlara ait karekodların İlaç Takip Sistemine satış bildirimi yapılacaktır. Karekod uygulaması kapsamı dışında tutulan ürünler için ise kupür ve barkod diyagramları reçeteye düşmeyecek şekilde eklenecektir. Majistral terkibine giren ancak Kurum geri ödeme listesinde yer almayan ilaçlar için kupür/karekod gibi kanıtlayıcı belgenin reçeteye eklenmesi gerekmemektedir. Majistral tarifeye yönelik güncellemeler her yıl görüşülüp, yeniden değerlendirilir.” şeklindeki düzenlemelere istinaden; eczane giderlerindeki ve hammadde fiyatlarındaki artış göz önünde bulundurularak majistral tarifenin yeniden güncellenmesi ve günümüz piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

İlaç ve eczacılık hizmetinin kesintisiz sürdürülebilmesi amacıyla eczanelerde üretilen ilaçlar için ilan edilmiş majistral tarife fiyatlarında Maliye Bakanlığı’nca onaylanarak 503 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yayımlanan yeniden değerleme oranından az olmamak üzere artış yapılmasını, eczacıların ürettikleri majistral ilaçlarda yaşamaya başladığı ekonomik zararın ortadan kaldırılmasının sağlanması için yasal mevzuatın gereğinin yerine getirilip, bir an evvel güncelleme yapılması sağlanmalıdır.

TEİS KAMU KURUMLARI KOMİSYONU