|
FİLLER TEPİŞTİ, OLAN YİNE ÇİMENLERE OLDU
17 Kasımdan beri çekilenler yanımıza kar kalıyor. İlaç tekellerinin istediği bir gözdü, değil iki, hiç yorulmadan dört göz sahibi oldular:
İstedikleri kur farkını aldılar, KKİ artışını kabul etmeyip vermedikleri ilaçların KKİ'leri kaldırılıyor ve üstüne üstlük 2005 ten beri istedikleri hammadde KDV' si % 8 e iniyor. Ayrıca bu karışıklıkta bizlerin ticari iskontolarından da usta bir manevra ile kurtuldular.
Değerli meslektaşlarım;
Sizler dört duvar arasında, Medula'ya reçete girebilmek, hastanın ilacını verebilmek için eczanelerinizde dört dönerken, firmalar bir koyup dört aldı.
Peki siz ne yaptınız ?
Sizleri tam yetkiyle en üst düzeyde temsil edecekleri seçtiniz.
Bazıları beğenmedi,önce kabuğuna çekildi sonra da onlar yapmazsa biz yaparıza geçildi.
Bazıları da oldukça memnun ki , en ufak bir ses bile çıkartmadılar.
Ne diyeyim, her iki tarafa da başarılar. Nasıl başarabileceklerse artık!
Ortalık savaş alanı gibi ama karşımızda bizlerle savaşan falan yok bunu biliniz. Bütün silahları,cephanelerini koltuk sevdalıları uğruna tabiri caizse DÜŞMANA ELLERİ İLE VERMİŞ BİR MESLEK VAR.
Bazı yetkililer günlük 160 reçete veren beş bin eczanenin vatandaşa yeteceği hesaplarını yapıyor. Acaba nerden akıllarına geldi? Koltuk uğruna eczane kapattırıp , “yeterli sayıda” nöbetçi eczane bırakarak vatandaşı ilaçsız bırakmadık diyenlerin sayesinde olmasın?
Bir seçim kazanmak uğruna ,kepenklerimiz kapattırıldı. Hep beraber bağırdık kolej meydanında “ARTIK YETER” diye.
Adeta cevap ta yapılan düzenlemelerle,planlamalarla geliyor ; YETTİNİZ ARTIK!
Koskocaman eczacılık camiası bazı kifayetsiz muhterisler sayesinde artık adeta kumdan kaleler haline geldi.
A planı tutmayan , B planı hiç olmayan, ne istediğini net olarak ortaya koyamayan, meslek hakkını bile komşusu almazsa diye istemekten korkan , depodan 10 liraya aldığı ilacı ya komşusu verirse hasta ona gider diye düşünerek 8 liraya verecek kadar cesur, ama bilgisine güvenmeyecek kadar korkak bir meslek haline getirildik.
Hiç bana kızmayınız.
Bunlar canınızı acıtıyor biliyorum ,ama bunları yazarken benim canım sizlerinkinin bin misli, belki milyon misli daha fazla acıyor.
Bizim kurdumuz içimizde arkadaşlar. Önce eteğimizdeki taşları dökmemiz gerekiyor. Ama siyasi nutuklarla değil.
Örgütler toplumları bir arada tutmak için kurulurlar, örgütler için meslek etiği, meslek menfaati örgütün üstünde olmak zorundadır.
Yağcılıkla ya da istemezük demekle işler yürümüyor, yaşadığımız olaylarda gördük; ilk önce kepenk kapattırdılar sonra da özür ilanı verdiler, ikisini de yaptılar ama sonuç ortada.
Hep söylediğim gibi toplumlar layık oldukları şekilde yönetilirler.
Çare nedir diye soracak olursanız; ÇARE SİZLERSİNİZ…
SİZLER İÇİN BİNBİR EMEKLE KURULAN GERÇEK ANLAMDAKİ SİVİL TOPLUM KURULUŞUNUZA SAHİP ÇIKACAKSINIZ,
SADECE SÖZLE “BEĞENİYORUZ, DESTEKLİYORUZ” DİYEREK DEĞİL.
ÜYE OLARAK,PROJE VE FİKİR ÜRETEREK, VE TABİ Kİ İMKANINIZ VARSA TOPLANTILARA KATILARAK, ÇALIŞARAK.
ZİRA; HİÇBİR TOPLUMU İÇİNE DÜŞTÜĞÜ ZOR DURUMDAN BAŞKALARI KURTARMAMIŞTIR.
ÇÖZÜM SİZLERDE,
GEÇ OLMADAN BAŞARMAK ZORUNDASINIZ.
Sevgi ve saygılarımla.
Ecz. Nurten Saydan
|