TEİS HAKKINDA

Ana Sayfa :: Başkanın Mesajı :: DÜN - BUGÜN - YARIN                                                                                                                                                                                      

Kategoriler


 
İTS DOĞRULAMA
PROGRAMI
V. 2.3.0


 KÂR HESAPLAMA TABLOSU
(YENİ)









DÜN - BUGÜN - YARIN


12-07-2008

Değerli üyelerimiz ve TEİS i takip eden meslektaşlarımız, Sendikayı kuralı 2 yıl geçti, TEİS in kuruluşu 27 Nisan 2006 dır. Kuruluşumuzun hemen akabinde 29 Nisanda çok kötü bir protokolle karşılaşmıştık. Bu iki yıl boyunca en fazla emeği bu protokol nedeniyle yaşanan problemlere harcadık.

TEİS

 


Değerli üyelerimiz ve TEİS i takip eden meslektaşlarımız,

Sendikayı kuralı 2 yıl geçti, TEİS' in kuruluşu 27 Nisan 2006'dır. Kuruluşumuzun hemen akabinde 29 Nisanda çok kötü bir protokolle karşılaşmıştık. Bu iki yıl boyunca en fazla emeği bu protokol nedeniyle yaşanan problemlere harcadık.

Gerek yönetim kurulundaki arkadaşlar, gerekse üyelerimiz protokoldeki yanlışlıklarla, kasıtlı olarak mesleğimize yönelik tutumlarla ilgili her platformda savaştık, mücadele verdik.

Protokol; en az iki taraf arasında akdedilen ön sözleşmedir.

Aslında kelimeyi yanlış kullanıyoruz. Bizlerin SGK ile yaptığımız işlemin ismi SÖZLEŞME dir.

İki ya da daha fazla kişi arasında yapılan ve koşullarına uyulması yasayla desteklenmiş olan anlaşmalara sözleşme denir.

Sözleşmenin yazılı biçimde yapılması anlaşmazlık durumunda kanıtlamayı kolaylaştırmak için de yararlıdır. Sözleşme, taraflardan birinin yaptığı bir önerinin karşı taraf ya da öteki taraflarca benimsenmesiyle oluşur. Bir sözleşmede tarafların karşılıklı çıkarları bulunur.

Bir sözleşmenin geçerli olması için tarafların sözleşmeyi özgür iradeleriyle ve bilinçli olarak yapmış olmaları gereklidir. Taraflardan birinin zorlanması, korkutulması ya da aldatılması yoluyla yapılan sözleşmeler geçersizdir.

Mesleğimizin son 3 yıldır yaşadıkları hepimizce malumdur. Yapılan sözleşmelerde eczacıların mı, SGK' nın mı çıkarları gözetilmektedir?

Taraflardan biri olarak,bizler zorlandık mı, korkutulduk mu, yoksa aldatıldık mı ?

Bunları düşündüğümüz zaman son 3 yıl gözümüzün önünden geçirelim.

Zorlandık mı; bence evet çünkü sözleşme yapmaya yetkili kıldığımız tepe örgütümüz tarafından zorlandık.

Örgüt sözleşme yaptı, bizlere sattı ve bizlerin başka bir şansı olmadığı için mecburen sözleşme yaptık.

Yapılan sözleşmelerdeki eczacıyı suçlu gören maddeler yüzünden mahkemeye düşen bazı meslektaşlarımıza hakimler sormuş: “Niçin bu sözleşmeyi imzaladın ?”

...

Korkutulduk mu; Bence evet ,korkutulduk,

Meslek örgütümüz, online sözleşmeden ve örgüt için iyi bir geliri kaybetmekten korktu.

Bizler ise, kendi emeğimiz, kendi paramızla eczanelerimizde SGK ile sözleşme yapmadan, eczanelerimizi yaşatamayacağımızdan korktuk.

Yerimize zincir eczaneler gelmesinden korktuk.

Tek yürek, tek fikir olamamaktan, aramızdaki fırsatçılardan korktuk.

Aldatıldık mı? Bence evet maalesef aldatıldık.

Hem bizler, hem de meslek örgütlerimiz.

Çünkü

Olmazsa olmazlarımızdan hangisini aldık?

1.) İLAÇ FİRMALARININ DEVLETE YAPTIĞI GİZLİ  İSKONTOLARIN KALDIRILIP İLACIN FİYATINA DOĞRUDAN YANSITILMASINI İSTEDİK, EĞER DEVAM EDİLECEKSE ECZACILAR BUNA ARACI OLMASIN DEDİK.

 Sonuç;

İmalatçı firma iskontoları yine eczacıların yüküdür. Firma devlete iskonto verecek diye bizim muhasebe hesaplarımız içinden çıkılmaz hale gelmektedir. 3 senedir bu iskontolar yüzünden hepimiz neredeyse bir eczane açacak sermaye kaybına uğradık.

2.) ECZACILARIN % 56 SININ BORÇLARINI ÖDEYEMEDİĞİ BİR  ORTAMDA, DEVLETE YAPTIĞIMIZ İSKONTOLARIN KALDIRILMASINI VE BÜTÜN DÜNYADA UYGULANAN ECZACI MESLEK HAKKIMIZIN VERİLMESİNİ İSTEDİK.

Ülkemizde ilacın fiyatını, kar oranını belirleyen devlettir. İki ucu kapalı bir sistemde , neden eczacı ekstra bir iskonto verir?

Yani devlet, ilacın fiyatını yüksek veriyor da ondan mı ayrıca bir iskonto yapmamızı istiyor?

Veya ,

Eczacım ! Senin kar oranını fazladan verdim, bana iskonto ver mi demek istiyor?

Eczacıların karlılığı kademeli olarak zaten düşürülmüştü.

Kademeli kar oranı, eski TEB başkanının eczacılık camiasına yaptığı en büyük kötülüktür .

Evet Avrupada kademeli kar oranı mevcuttur, elbette 20 liralık ilaçla, 200 liralık ilacın kar oranı aynı olamaz.

Ama o ülkelerin devletleri ve meslek örgütleri eczacıları korumuşlar, onları sadece ilaç alıp satan kişiler olarak görmemişler ve MESLEK HAKKI vermişlerdir.

Yani değerli arkadaşlarım, kademeli kar oranı yalnız değildir

Mesleği ve eczacıları koruyan MESLEK HAKKI da yanındadır. Bazı ülkelerde ilaç başına, bazılarında reçete başına olmak üzere mutlaka ECZACININ MESLEK HAKKI bulunmaktadır.

Sonuç; yapılan iskontolarda % 1-2' lik azalma. Bu yeter mi ?

Yani koskoca eczacılık camiası, bu ülkenin gündemini yüzde “iki” lik iskonto azalışı için mi meşgul etti ?

Eğer öyleyse , vatandaşımızın gözündeki saygınlığımız  “iki” paralık oldu.

 3.) DANIŞTAY' IN  KABUL ETMEDİĞİ VE YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERDİĞİ PROTOKOL MADDESİ 1 YILDIR ECZACILARA ZORLA DAYATILMIŞTIR.BU VE BUNA BENZER ECZACIYI POTANSİYEL SUÇLU OLARAK GÖREN PROTOKOL MADDELERİ İSTEMEDİK.

Yapılan sözleşmenin tamamı 17 sayfa ama, 9.sayfadan 16 .sayfaya kadar eczacılara uygulanacak yaptırımlar:

         -5.madde cezai şart tahsili 5 madde

         -6. madde sözleşmenin feshi ve cezai şartlar 44 madde , yani 44 çeşit.

Aman Allah'ım demek geliyor, biz eczacılar ne ahlaksız, ne kadar kötü, arlanmaz ve uslanmaz insanlarmışız !

Halbuki bizler eczane açarken savcılıktan iyi hal kağıdı almış, bu ülkenin vergileri ile , bu ülkenin okullarında okumuş  ve en çok vergi veren meslek mensubu olan tahsilli insanlarız.

Ben hakim olsam, bu sözleşmenin ceza şartlarını görsem , demek ki ancak bu şartlar ile bu mesleği yola getirebiliyorlar diye düşünürdüm.

Değerli meslektaşlarım, elbette TEİS için daha önce de olduğu gibi hukuk yolları açık ve sizlerin hak ve menfaatleri için yılmadan , yorulmadan mücadeleye devam edeceğiz.

Ama , işte aması var. Mücadele uzun, geçen sefer Temmuzda Danıştay'a yaptığımız başvuruya 18 mart da ancak yürütmeyi durdurma kararı alındı. 9 ay sürdü, bu süre içinde abartmıyorum en az 1000 eczanemiz zarar gördü.

Meslektaşlarımız eczanelerini kapattılar, mali sıkıntıları had boyuttaydı. Yuvası dağılanlar ,bunalıma girenler, intiharın eşiğine gelenler, bu çok üzücü olayların birebir tanığı olduk ve inanın adeta kendi sıkıntılarımızı sorunlarımızı unuttuk. Bizim bu dönemde meslektaşlarımızın sıkıntılarının birebir tanığı olarak yaşadıklarımızı ne başka meslektaşlarımızın ne de başka meslekte olanların yaşamasını asla istemiyoruz.

BİZLER EN AZ BU ÜLKEDE YAŞAYAN DİĞER İNSANLAR KADAR NAMUSLUYUZ VE  POTANSİYEL SUÇLU İMİŞ GİBİ DAVRANIŞI ASLA VE ASLA HAK ETMİYORUZ.

Bu arada sormak istiyorum;

İmzaladığımız sözleşme, bir sözleşme ise, karşılıklı olarak hak ve yükümlülükler içeriyorsa  niçin eczacının reçetesini haksız olarak veya sehven kesen SGK 'ya cezai yaptırım yok ?

Niçin yazdığı reçeteye veya SGK' nın istediği gibi teşhis yazmayan, eksik evrak düzenleyen doktorlara ve hastanelere cezai yaptırım yok ?

 BİZLER GÜNAH KEÇİSİ MİYİZ ?

4.) Devletin muayene ücreti tahsildarlığını yapmak istemedik.

SONUÇ ; Bizler meslek mensupları olarak kesin bir duruş ve tavır sergilemedikçe inanın değil muayene ücreti, prim tahsildarlığı bile yaptırırlar.

5.) Kontrolü yapılamayan reçete bedellerinin %80 ya da 90 ının değil tamamının  ödenmesini istedik. Kontrollerin zamanında yapılamamasının sorumlusu eczacı değildir dedik.

SONUÇ; Ekim ayına kadar % 100 avans, kaç ay kaldı ekim ayına bir düşünün, ya sonra ? Zaten kar oranımız belli, eczacılık % 90 avansla yapılabilir mi ?

5510 sayılı kanun çok açık ve net;

Sağlık hizmeti sunucularına, tahakkuk etmiş alacaklarının % 75'i ilâ % 90'ı arasındaki tutar, faturaların teslim tarihinden itibaren en geç kırkbeş gün içinde alacaklarından mahsuben avans olarak ödenir. Doksan gün içinde de fatura ve eki belgelerin incelemesi tamamlanarak geri kalan tutar ödenir."

Kanunlar ancak yeni bir kanunla düzelir. Sizce SGK, potansiyel suçlu olarak gördüğü eczacılar için için yeni bir kanun hazırlar mı ?

İnşallah bizleri mahcup ederler.

6.) Hergün değişen , hastaların ilaca ulaşmasında binbir zorluk çıkaran düzenlemelerin protokolde artık yer almasını istemedik.

SONUÇ;
Henüz BUT,SUT' lar çıkmadı, ama eminim iskonto zararlarını karşılayacak bir iyilik düşünüyorlardır !!!

7.)Dünyada hiçbir örneği olmayan günübirlik tedavi uygulamasından vazgeçilmesini istedik.

SONUÇ;
Dünyada eşi emsali olmayan günübirlik tedavi adı çıkarılarak bu kapsamda yer alan diyaliz reçeteleri Eczacı odalarının dağıtımına bırakıldı.

Rekabet Kurumu kararlarına aykırı olduğu için meslek örgütünü hukuken zor durumda bırakacak, her eczacı odasının farklı bir yöntem uyguladığı, bazı yerlerde dedikodulara neden olan reçete dağıtımının kapsamı genişletilerek bütün ülkede yaygınlaşmıştır.

Galiba günübirlik tedaviyi kabul etmiyoruz derlerken, biz dağıtırsak olur demişler ama bizler anlamamışız !

Bütün eczacı odalarının yöneticilerini uyarmak istiyorum;

A)Dönüşümlü olarak dağıtılacak bu reçeteler için aldığınız katkı payı ilacın üzerindeki fiyattan olamaz. Kurum ve eczacı iskontoları düşülmüş rakam üzerinden olmalıdır.

B)Aldığınız katkı payları 6643 sayılı kanunda yazılı olmayan bir gelirdir, vergisini vermek zorundasınız.

Her eczacı odasına hukuki ve mali açıdan zor durumda kalmamaları için  dönüşümlü reçetelerin dağıtımını yapacak iktisadi işletme kurmasını öneriyorum.

C) Kimsenin töhmet altında kalmaması için; eczanelere dağıtılarak kuruma fatura edilmiş reçete sayısı ve tutarını gösteren resmi yazı üçer aylık dönemlerde SGK’dan alınarak internette yayınlanmalıdır. Bu yazı ile kendi internet sitelerinde yayınladıkları listedeki dağıtılan reçete sayısı ve tutarının aynı olduğunu herkes görebilmelidir. Böyle olursa hiçbir kurum başkanı 2-3 milyar limite rağmen aylık 100 milyardan fazla yatan hasta reçetesi yapan 7 eczaneden bahsedemez.

TEİS olarak dağıtım siteminin sağlıklı işlemesinin takipçisi olacağımızı söylemek isterim.

Değerli Meslektaşlarım;

İsmi protokol olan 2008 SÖZLEŞMESİ, eczacıların beklentisini karşılamaktan uzaktır. Dileriz ki yöneticilerimiz beklentileri karşılamak için bundan sonra da gayret gösterirler, bu protokol bir başlangıç olur.

Öyle bir duyuru, öyle bir sansasyon yapıldı ki, bütün ülkenin biz eczacıların her istediğini aldığımızı sanmasına neden oldu.

Her gün eczanelerimizde hastalarımız ; “istediğinizi aldınız, artık bir sorununuz kalmadı” şeklinde yorumlar yapmaktadır.

Aldığımız sadece % 1-2 iskonto azalmasıdır. Bu bir kazanımdır, ama yeterli değildir. Görüşmeleri yapan yöneticilerin bürokratları ikna etmek için ne kadar zorlandıklarını da tahmin edebiliyorum. Ama eczacıların kepenk kapatmaya hazır bir noktaya geldiği ve istenenler alınana dek tümüyle meslek örgütüne  destek verdiği bir ortamda hele hele 1 Temmuzda sözleşmenin bitiyor olması gibi bürokratları sıkıştıran bir kozun iyi kullanılamayarak ve masada bırakılarak elde edilen kazanımı maalesef yeterli göremiyorum.

Eczacıların ciro artışı döviz artışına endekslendiği için geçen üç yıla bakarak önümüzdeki süreçte de eczane cirolarında artış olmayacağı görülmeli, eczacı kar oranlarının arttırılması ve eczacı meslek hakkının alınması için mutlaka mücadele edilmelidir. Yoksa elde edilen kazanım eczane batışlarını biraz öteleyecektir, o kadar.

Değerli üyelerimiz,

TEİS olarak eczacının hakkını korumak ve kollamak bizim görevimizdir.

Yılmadan, yorulmadan ve hiç üşenmeden MESLEK İÇİN MÜCADELEYE, sizlerden aldığımız büyük destekle devam edeceğiz.

Saygılarımla,

 

                                                   Ecz. Nurten SAYDAN

                                                   TEİS GENEL BAŞKANI


 




4.5 / 5 (31 Oyla)

Yazan:
Isminizi Giriniz: (Doldurulması Gereklidir)
Mail Adresiniz: (Doldurulması Gereklidir)
Konu: (Doldurulması Gereklidir)
Yorumunuz:



OKUYUCU YORUMLARI: 



GÖNDEREN: SÜLEYMAN
BAŞLIK: teis
YORUM: tebrikler ,çalışmalarınızı can-ı gönülden destekliyorum..



  Site  

Powered by: PHPCow.com