Değerli üyelerimiz ve meslektaşlarımız,
Ülkemizin gündemine her gün yeni bir sorun girmekte . Her gün yeni bir sorunla karşılaşan toplumların kafaları ister istemez karışır. Toplumların kafasını sorunlarla karıştırmak da bazılarının hep işine gelmiştir. Çünkü kafası karışmış toplumları yönetmek, istenilenleri topluma kabul ettirmek kolaylaşır, halk tabiri ile ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye benzer.
İnsanlar geleceklerinden korkarlar, iyi mi kötü mü olduğunu dahi bilmediği değişiklikleri kabul edip etmeme arasında tereddüt yaşarken bir yandan da alıştığı şeyleri kaybetmek onları endişelendirir ve korkutur.
Sahip olduklarını kaybetmek istemezler ve bu durum zamanla onları “Günlük Yaşama” alışkanlığı denen toplumları yok eden hastalığa bulaştırır.
Gelelim biz eczacılara, farkındaysanız bizlerde eczanelerimizde GÜNLÜK yaşıyoruz. Sabah açıyoruz, provizyon ya çalışmazsa?
Verdiğim reçete de hata yaparsam korkusu?
SGK ödeme yapacak mı?
Bunun gibi saymakla bitmeyecek bir sürü sorun yüzünden, akşam oluyor ve eczanelerimizi kapatıyoruz. Yani sabah 8 den akşam kapanma zamanına kadar günü kurtarmaya çalışıyoruz.
Şöyle bir mesleğimize bakalım;
Herkesin gözü bizim ECZANELERİMİZDE. Gün geçmiyor ki, mesleğimiz ve eczanelerimize karşı bir şey olmasın.
İsterseniz son günlerden bir iki örnek verelim;
-Azerbaycan’dan alınan eczacı diplomaları;
YÖK Danıştay kararına rağmen, seviye tespit sınavı yapmadan ama akıllıca altına şerh koyup ( 6197 sayılı eczacılar ve eczaneler hakkında kanundaki hükümler saklıdır) diyerek denklik belgesi vermiş. Hangi tarih dersiniz? 14 Mayıs 2008 yani eczacılık günümüzde, mesleğimize verilecek en kötü hediyeyi vererek ne demek istemiştir?
Gelelim Sağlık Bakanlığımıza; denklik belgesini alan, kendilerini eczacı kabul ettirmeye çalışanlar tescil için başvurmuşlar ve YÖK' ten çıktığı tarihte alelacele Sağlık Bakanlığımız tarafından, bu 2 bin dolarlık diplomalar tescil edilmişler.
Eczacılık Fakültelerimizin diplomalarını imzalamak için aylarca bekleyen bakanlığımız bu tescil belgelerini hemen imzalamış.
Elbette, Danıştay kararlarını hiçe sayarak verilen bu belgeler HUKUKEN GEÇERSİZDİR.
Ama ilgimizi çeken Sağlık Bakanlığımız bu konuda yaptığı açıklamada;
"Yoğun çalışan bir kurum olan YÖK, bize Danıştay kararını göndermemiş. Biz de bu kişilere diploma denklik belgesi vermişiz. Danıştay kararını bilseydik vermezdik. Konuyu hukukçularımız görüşüyor. Mevzuat neyse onu uygulayacağız"
Şeklinde görüş belirtmiş.
Yorumu siz değerli meslektaşlarıma bırakıyorum.
_Gelelim SGK ya; bir türlü düzelemeyen, adeta düzelmesin diye çalışılan kurumumuza;
SGK ve Türk Eczacıları Birliği arasında 2.07.2007 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol imzalanmıştır. Söz konusu Protokol ile örnekleme yöntemine geçiş ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Önce örneklemeyi seçme hakkımız olduğu halde TEB yaptığı protokolle bu hakkımızı elimizden almıştır ve hepimiz örnekleme yöntemini mecburen kabul etmiş olduk.
Bildiğiniz gibi ülkemizdeki birçok bölgede reçetelerimiz kontrol edilmeden, SGK tarafından avans ödemesi yapılmaktadır.
Bu durum; eczane eczacılarını hiç ilgilendirmemektedir. Bu kurumun sorunudur.
1.Zamanında bu reçetelerin mazeretsiz olarak kontrol edilmesi gerekmekteydi.
2. Eğer kontrol edecek eczacısı yoksa eczacı istihdamı sağlamalıydı.
3.Provizyon sisteminin örneklenen reçetelerin seçilmesine imkân vermemesi de bizlerin sorunu değildir.
4.Provizyon sisteminden, bizlerin çektiği sıkıntılar hepimizce malumdur. Ama biz sistem yüzünden uğradığımız zararlarımızı SGK ya fatura edemediğimize göre, onlarda bunun faturasını bizlere çıkaramazlar.
5.Bazı bölgelerde 2006 yılı reçeteleri bile kontrol edilmemiş. Şimdi bütün A ve B grubu reçeteleri örnekleyerek 1 ay içinde bu sorunu çözmek istiyorlar. O kadar ilginç metodlar geliştiriyorlar ki;
Şaşırmamak elde değil; 12 aylık reçetelerin herhangi bir aya ait olanı örneklenecek ve hata çıkarsa 12 ile çarpılıp kesinti yapılacakmış.
Zaten oldu bittiye getirilen örnekleme metodu hizmet alımları için çıkarılmıştır. Bizler hizmet faturası değil, ilaç faturası kesmekteyiz. Yani aslında yasal düzenlemeye göre bizlerin reçeteleri hizmet faturası kesen hastane faturaları gibi örneklenerek kontrol edilemez.
***yürürlük tarihi 01.01.2007 olan genelge “yönetsel işlemlerin geriye yürümezliği” ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Yani hukuk ve kurallar geriye dönük işlemez ilkesine aykırıdır.
Kaldı ki örnekleme ile ilgili mevzuata göre eczacılardan yazılı onay almadan geriye dönük inceleme de zaten yapamazlar.
Yapılacak olan;
—ya çalışıp bütün reçeteleri kontrol edecekler
_veya zaten %95 oranında kontrol edilmiş halde ellerinde bulunan reçeteleri, kontrol edilmiş kabul edecekler.
TEİS olarak örnekleme için Danıştay' a dava açılmıştır. Aşağıdaki linkte dosya mevcuttur.
http://www.teis.org.tr/loadattachment.php?attachmentid=120_1120_87_
Yürütmeyi durdurma talebimiz reddedildi ama davamız devam etmektedir.15 Mayıs 2008 de ek dosya ile istek tekrarlanarak gönderilmiştir.
_Son günlerde yaşadığımız başka sorunları da ilerdeki günlerde sizlerle paylaşacağım.
Gündemde 2008 protokolü var. 2008 protokolünün eczacının hakkını koruyan, eczacıyı potansiyel suçlu olarak görmeyen bir anlayışla hazırlanması en büyük dileğimiz.
Yüksek Askeri Şura kararlarına bile muhalefet şerhi konulabilen bir ortamda Protokolde imza yetkisi olanlar hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan, hiçbir şekilde eczacı aleyhine herhangi bir maddeye imza atmamaları gerekmektedir.
_SGK'dan bir de sevindirici haber ; SGK kendince yapılanmaya girmiştir. Aslında doğru olan en azından anadoluda her eczacı odasının bulunduğu yerde bölge müdürlüğü ve reçete kontrol biriminin olması gerekmektedir. Meslektaşlarımızın çektiği sıkıntıları çok iyi biliyoruz.
Son aldığımız bilgiye göre başvurularımız sonrasında 7 bölge ilave edilmiştir. Bunların 4 tanesi İstanbul’a, 3 tanesi Ankara'ya olacaktır.
İstanbul’daki meslektaşlarımızın reçete tesliminde hiç olmazsa bir nebze rahatlayacakları konusu bizi memnun etmiştir.
Anlaşılan mesleğimize yapılan saldırıları engellemek ve toplumdaki çalkantıdan olumsuz etkilenmemek için yapılacak tek şey;
BİRLİKTE OLMAK VE ÖRGÜTLENMEKTİR.
Ve unutmayınız TEİS OLARAK, MESLEK VE MESLEKTAŞIMIZIN DAİMA YANINDAYIZ.
MESLEK VE MESLEKTAŞ HAKKINI KORUMAK İÇİN DAİMA MÜCADELE EDECEĞİZ VE
MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİMİZDEN HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN.