|
Ülkemizde ilk Eczacılık Günü toplantısı 14 mayıs 1968 tarihinde İstanbul da yapılmıştır.
Değerli meslektaşlarım, bu sene eczacılık gününün ülkemizde 40.yılını kutluyoruz. Sanıyorum ki son 3 senede mesleğin ve meslektaşın yaşadıkları, 40 yıldır hiç yaşanmamıştır.
Dünyada ve ülkemizde hiçbir meslek mensubunun yaşamadığı güçlük ve zorluklar yaşadık ve yaşamaktayız.
Genç bir Cumhuriyet olan ülkemizde senelerce birçok olumsuz olaylar yaşadık, ama mesleğimiz hiçbir dönemde bu kadar zorlanmamıştı.
Bu ülke ve insanı için fedakârlık yaptıkça, yanlış anlaşılıyoruz. Meslek, meslektaş ve eczanelerimiz perişan durumdadır. Her ilde kapanmak zorunda kalan, haciz ve faiz kıskacında olan binlerce meslektaşımız ne yapacağını şaşırmış durumdadır.
Emin olduğumuz şey, BİNBİR EMEKLE KURDUĞUMUZ, HAYATIMIZI KAZANDIĞIMIZ ECZANELERİMİZ ÜZERİNDE KARA BULUTLAR DOLAŞMAKTADIR VE GELENEKSEL ECZACILIK BU ÜLKEDE BİTİRİLMEK İSTENMEKTEDİR.
Bunun için de ne gerekiyorsa yapılmaktadır.
Dünyada, bu geri dönülmesi çok zor olan hataya düşen ülkeler ise var güçleri ile GELENEKSEL ECZACILIĞA dönmeye çalışmaktadır.
Toplumların sağlığı ve devletlerin toplum sağlığında başarılı olabilmesi için en doğru eczacılık; GELENEKSEL ECZACILIKTIR.
Çünkü geleneksel eczacılık;
_ Ülkenin her yerinde vatandaşın eczaneye rahatça ulaşabilmesi demektir.
_Ticari kâr veya rant kaygısı, zincir ve market eczacılığına göre yok denecek kadardır.
_Eczanenin sahip ve mesul müdürü eczacı olduğu için, hastalar kolayca eczacıya ulaşıp danışmanlık hizmeti alabilirler.
_Ülkemizdeki eczaneler, insanlarımızın sosyal yönden gerek sağlık sorunlarını, gerekse öğrenmek istediklerini sordukları danışmanlık merkezleri gibi çalışmaktadır.
_Bu ülkenin yetiştirdiği 23 bin eczacı, 23 bin noktadan haftada 7 gün, günde 24 saat insanlarımıza hizmet vermektedir.
Bu yüzden sistemden tasfiye edilmeleri durumunda, ülkemizdeki sosyal hayatı da derinden etkileyecek olan sağlık sisteminin olmazsa olmazı serbest eczanelerin, yaşaması için hep birlikte mücadele etmeliyiz.
Değerli Meslektaşlarım,
Her konuda yıprandığımız yetmezmiş gibi neredeyse 1 yıldır sahte ilaç yaftası ile uğraşmaktayız. Tek bir küpür yüzünden perişan olan, suçu sadece depodan faturalı olarak aldığı ilaçları SGK ya fatura etmek olan meslektaşlarımızın yaşadıkları sorunları kelimelerle anlatmak mümkün değildir.
Yapılan protokolün bir maddesi yüzünden fesih cezası alan, Eczanesini kapatmak zorunda kalan, depo hacizleri yüzünden hayatları, eczaneleri kararan meslektaşlarımızı görmek, onların yaşadıkları sıkıntıları birlikte yaşamak gerçekten bize dayanılmaz bir acı ve üzüntü vermektedir.
Yüzlerce meslektaşımız sahte olduğu iddia edilen bu küpürler yüzünden çok çile çektiler, avukatlarla, mahkemelerle, para cezalarıyla ve KARARAN EKRANLARIYLA perişan oldular.
Değerli meslektaşlarım,
KARARTILAN sadece ECZANE EKRANLARI değildi..Mesleğimizdi…geleceğimizdi…
Şunu kesinlikle kabul etmeliyiz ki; Bir mesleğin yok edilme savaşı içindeyiz.
Bu öyle bir savaş ki, bir tarafta eczanelerine hapsolmuş kamu hizmeti yapmanın şerefini taşıyan eczacılar, diğer tarafta kim olduğu belli olmayan ve nerelerden desteklendikleri anlaşılamayan güçler. Savaşın silahlarına gelince bazen sahte kutulu ilaçlar, bazen ilaç fiyat düşüşleri bazen de SGK’ya kesilen faturalardan yapılan anlamsız ve haksız kesintiler.
En dikkat çekici örnek; önce sahte olduğu söylenen sonra da sahte kutuludur denen ilaçlar.
Bu ilaçların içleri NORMALKEN kutuları NEDEN SAHTEDİR?
KUTUSU SAHTE, İÇİ SAHTE OLMAYAN bu ilaçlar bakanlık ruhsatlı depolara NASIL VE NEREDEN gelmiştir?
KİMLER NE AMAÇLA, BU SAHTE KUTULU İLAÇLARI DEPOLARA YOLLAMIŞTIR?
BU İLAÇLARIN ORTAYA ÇIKMASINDA HİÇ BİR ETKİSİNİN OLMADIĞI AÇIKÇA BELLİ OLAN ECZACININ DIŞINDA, SEKTÖRÜN DİĞER KOLLARI NEDEN HİÇ SORGULANMAMIŞTIR?
BU SORULARIN CEVABINI BULABİLDİĞİMİZ ZAMAN BU ACIMASIZ SAVAŞIN DİĞER TARAFINI TESPİT ETMİŞ OLACAĞIZ.
Bu savaş devam ederken acilen yapılması gereken tek şeyi TEİS yaptı ve sahte ilaçtan dolayı eczacıları tek tek idam eden bu protokol maddesini DANIŞTAY kararıyla durdurmayı başardı.
Sıkıntılar bitti mi?
Tabii ki bitmedi, eczacıya karşı son derece art niyetli bir kurum olan SGK Danıştay kararına rağmen sahte küpürler bulduğu iddiasıyla meslektaşlarımıza para cezası çıkarmaya devam ediyor.
Gerekçe olarak Danıştay kararının daha kendisine tebliğ edilmediğini gösteren SGK, 5 Mayısta kararı aldı.
Şimdi neyi bekliyor diyeceksiniz?
Şu yasal düzenlemelere dayanarak zaman geçiriyor:
2577 SAYILI KANUN
İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU
Madde 28 1. (Değişik: 10.6.1994 – 4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.
ANAYASAMIZDA ŞÖYLE DER;
Anayasanın 138. maddesi, "Yasama, yürütme ve idare yargı kararlarını değiştiremez, geciktiremez. Uygulamak zorundadır"
Yani SGK kendisine tanınan bu 30 günlük süreyi kullanıyor, 30 günlük süre bekleniyor.
Bizce bu süreyi kullanmak isteyen bir kurum iyi niyetli olamaz.
Burada iptal edilen maddeyle eczacılara verdikleri onbinlerce YTL tutarında para cezalarını faiz ve tazminatlarıyla birlikte ödemek zorunda kalmayacakları bir yöntem aramaktadırlar.
Bu süreçte bütün meslek örgütlerini uyarmak istiyorum:
İmzalanacak yeni protokolde, eczacıların kazanılmış yasal haklarından feragat edilmesini öngören herhangi bir maddenin altına imza koymak, tüm bu mağdur olmuş meslektaşlarımızın vebalini taşımak anlamına gelir. Böyle bir hatayı yapan kim olursa olsun TEİS tarafından son derece ağır biçimde eleştirileceğini ve kamu vicdanında yargılanacağını asla unutmamalıdır.
Değerli Meslektaşlarım,
Siyasi irade sağlık reformu sayesinde başarılı olmuştur. Bu başarısının tek sebebi olan bizler, her konuda vatandaşla karşı karşıya getiriliyoruz. Bilinçli olarak yapılan bu hareketler vatandaşlarımız tarafından en güvenilen meslekler sıralamasında ilk sıralarda yer alan eczacıların bu güvenilirliğini sarsmayı amaçlamaktadır. Buna imkân vermeyecek şekilde uyanık olmak zorundayız.
Şunu hiç unutmayalım, eğer biz yolumuzu aydınlatmazsak, kimse bizim karanlığımızı paylaşmaz.
Gelecek 14 Mayıslarda bu günlerimizi aramamak dileği ile nice güzel 14 Mayıslar görebilmek umuduyla..
Sevgi ve saygılarımla…
Ecz.Nurten saydan
|