|
Değerli meslektaşlarımız ve üyelerimiz,
Farkındaysanız her şeye alışıyoruz ve alıştırılıyoruz. Nedir alışmak?
Alışmak kabullenmek demektir. Evet, bizlerde alışıyoruz.
Provizyon sisteminin çalışmamasına, SGK eczacılarının her gün para kesebilmek uğruna yaptıklarına, katılım paylarımızı alamamaya, ödenmeyen muayene ücretlerine, fatura bedellerimizin doğru yatırılıp yatırılmadığını kontrol edememeye, hastanelerden eczanelerimizdeki ilaçların verilmesine, kısacası bizim mesleğimizin dışındaki herkesin suçunun, eksiğinin bedelini ödemeye ALIŞTIK.
İtiraf edelim alışmaya alıştık.
Her türlü yapılan haksızlığı, mesleğimizin köşeye sıkıştığını kabullendik. Beğensek de beğenmesek de durum bu. Ve en kötüsü maalesef bu hastalığımızı, mesleğimizi yok etmeye çalışanlar çok iyi biliyor.
Nedir bu halimiz?
Şöyle bir durumumuza bakalım, eczanelerimiz yangın yeri ve biz sürekli yeni durumlara alışmaya çalışıyoruz. “Bu da geçer, bunu da atlatırız diyoruz”. Ama geçmiyor siz duruma uyum sağladıkça yani ALIŞTIKÇA onlar alışmanız gereken yeni bir şart ortaya koyuyorlar. Siz “yeter artık bu duruma alışamaya çalışmayacağım” diyene kadar bu böyle devam edecek.
Bir an önce silkelenip, bu alışma alışkanlığımızı bırakmak zorundayız.
Gelelim günlük yaşanan ülkemizde, bizlerinde bütün enerjisini, gücünü adeta tüketen, lüzumsuz şekilde oyalayan günlük sorunlarımıza;
1) Son günlerde Ankara SGK Reçete kontrol ünitesi yeni bir kesinti yöntemi bulmuştur. Prospektüsünde günde tek doz alınacak denilen (Örn; Beloc Zok) ilaçları hastanın raporuna göre 2*1 dozuyla provizyon sistemine girerseniz sistem kabul ediyor ama reçetedeki ilaçların parası SGK eczacıları tarafından kesiliyor. Gerekçe siz eczacısınız bu ilacın günde tek doz alınacağını bileceksiniz. Peki, siz provizyon sistemini yaparken neden yanlış yaptınız? Ben eczacı olarak sorumluyum da sen sistemi yanlış yaptığın için suçlu değil misin?
Bu tür kesintiler, suiistimali bulamayan veya bulmak istemeyen ama, hata üreten bir zihniyetin ürünüdür.
Bu durumla ilgili olarak gerekli yerlerle görüşme yapılmıştır ama ne yapacakları, nasıl davranacakları belli olmayan bir kurumla sonuçlara ulaşmak zaman almaktadır. Ama diğer taraftan eczanelerimizin tek kuruş kaybetmeye tahammülü bulunmamaktadır.
2)Bildiğiniz gibi katılım paylarımızın ödenmemesi ile ilgili olarak sendikamız bir süredir çalışmalar yapıyordu. 9 aydır katılım paylarımızın hesaplarımıza neden yatırılmadığını araştırırken güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgiye göre katılım payları SGK tarafından kesilmiş ama bize ödeme yapılması unutulmuştur.
Anlamakta zorlandığınızı biliyorum, nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim.
700 milyon YTL lik bize ait olan bu para, alacağına şahin kesilen devletimiz tarafından unutulmuş.
Daha doğrusu;
Reçeteleri, kontrol edip öyle ödeyelim, yok kontrol etmeden ödeyelim diye tartışırken eczacıların 700 milyon YTL si emanet hesaplarında olgunlaşmaya bırakılmış.
Neyse sendika konunun üzerine gidince nihayet ödemeye karar verdiler. Eczanelerimizin geçinme parası olan bu % 10 lar 9 aydır yok. Bu durumu yaratan bürokratlar maaşlarının %10 unu 9 ay alamasaydı nasıl davranırdı acaba?
Bu sorunun cevabı o bürokrat için hazır “ALIŞIRLAR BUNA DA ALIŞIRLAR” Değerli meslektaşlarım bu duruma alışacak kadar zengin miyiz? Kararı sizlere bırakıyorum.
3) Önümüzdeki günlerde eczanenize gelecek olan bazı SSK emeklileri maaşlarından 13 YTL(12.80 YTL) katkı payı kesildiğini aslında bu kadar ilaç almadığını söyleyecek. Ve muhtemelen sizleri suçlayacak. Bu kesintinin ilaç katılım payı ile alakası yoktur. SGK yönetim kurulu kararıyla “EMEKLİLER CEMİYETİNE” katkı için kesilmiştir.
SSK, Bağ kur emeklilerin 9 aydır yatırılmayan ilaç katılım payları olan %10 lar her ay muntazam kesilerek emanete alınmıştır. Topluca kesilmesi mümkün değildir. Şikayetçi olan hastalarınızı bu doğrultuda bilgilendiriniz.
4)Sendikamız internet sayfasında sizlerin katılımıyla elde ettiğimiz anket sonuçları çok çarpıcı gerçekleri ortaya koymuştur.
Buna göre 14000 eczane borçlarını ödeyemez durumdadır. 4500 eczane ne kar, ne zarar eder durumdadır.
Görüldüğü gibi ALIŞMAYA ÇALIŞMAK hatta ALIŞMAK bu güne kadar durumumuzda hiçbir iyileşme yaratmamıştır. Artık ALIŞMA değil onları bize ALIŞTIRMA zamanıdır.
Değerli arkadaşlarım,
28.02.2008 günü Sendikamız Genel Sekreteri Ecz. Mustafa Bilgen’le birlikte GSS genel müdürü Dr. Sami Türkoğlu’nu makamında ziyaret edip,
yaşadığımız sıkıntılarla ilgili olarak görüşme yaptık, sorunlarımızı ve çözümleri içeren bir dosyayı kendisine teslim ettik.
TEİS olarak şimdiye kadar, sizlerin hak ve menfaatlerini korumak için sürekli çalıştık ve çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Sevgi ve saygılarımla.
Ecz. Nurten Saydan
GENEL BAŞKAN
Sayın Sami Türkoğlu'na verilen dosya |