Değerli Meslektaşlarım; Üç kurumun SGK çatısı altında birleşmesi ile Bütçe Uygulama Tebliğinde birliğin sağlanarak uygulamaya geçileceği bir dönemde TEB Başkanının milletvekilliği adaylık serüveni gündemin başköşesine oturdu. Bu yüzden SGK"nın yeni tebliğinin neler getirip götüreceği, olası olumsuzluklara karşı nasıl bir tutum izleneceği gündemden bir anda düştü.
TİMSAH GÖZYAŞLARI
Gündem değişti.
Bundan sonra meslek örgütündeki yönetim süreci nasıl olacak, uzaktan kumandalı bir başkanlık modeli mi gelecek yoksa bu sürece zemin hazırlayan kadrolar tasfiye mi olacak, bunu süreç içinde göreceğiz.
Ama bir gerçek var ki o koltukları sağlayan başkan arkasına dönüp bakmadan gidiyor, geride kalanlar yaşananları bakalım tabanlarına nasıl açıklayacaklar? Sefayı süren cefaya da ortak olacak mı acaba?
...
Bu gündem çerçevesinde hafta sonu Diyarbakır"da bölgelerarası toplantı gerçekleştirildi. TEB başkanı ikinci gün katıldığı bu toplantıda ; “Bir daha size bu kürsüden, bu örgütün başkanı olarak seslenmeyebilirim ve hoşça kalın “ demiş.
Gözleri dolmuş ve duygusal öğütler vermiş meslektaşlarına…
Kendisi istifa etmemiş, merkez heyeti de başkanlıktan indirmemiş, belli ki listedeki yerine göre tamam ya da devam diyecek.
...
Bu yaşananları hiç yaşanmamış olarak kabul etmek isterdim ama maalesef yaşanıyor.
Meslektaşlarımızı bilemiyorum ama umarım Aralık ayında yeni seçilecek Merkez Heyeti Başkanı inşallah bu başkanın ve merkez heyetinin ne yaptıklarını ne de söylediklerini yapar.
Değerli meslektaşlarım;
Bu ülkede yaşayan her vatandaşın milletvekili olma hakkı vardır.
Bu güne kadar da birçok eczacı milletvekilimiz bu görevlerini yaptılar, hatta sağlık bakanlığı bile yapan meslektaşlarımız oldu.
Ama hiçbir meslektaşımız eczacılık camiasının kendisine verdiği görev ve yetkiyi kullanarak, milletvekili olmadığı gibi şimdiye kadar bu amaçla TEB gibi mesleğin en üst örgütünü basamak yapan birlik başkanımız da olmamıştır.
Birçok açıdan ilkleri yaşıyoruz;
Eczanesi bile olmayan, mesleğin sıkıntılarını bilmeyen, meslektaşlarını azarlayan, mesleğine yabancı birisi ilk defa milletvekili adayı oldu.
Ve yine koskoca eczacılık tarihinde ilk defa parti rozetli bir TEB başkanımız oldu.
Değerli meslektaşlarım;
Karşı olduğumuz konu; milletvekilliğini kazanabilmek için adeta itiraf şeklinde olan mecliste yaptığı açıklamadan da anlaşıldığı gibi meslek aleyhine yapılan her düzenlemede imzasının veya bilgisinin bulunmasıdır.
Ayrıca; meslek örgütü yöneticileri siyasi görüşleri ne olursa olsun, isterse kendi siyasi görüşlerinde olan iktidarlar işbaşında olsun, iktidara karşı duruşlarının muhalif olması gerekmektedir. Tüm dünyada bu böyledir.
Meslek örgütü yöneticiliği muhalif duruşu gerektirir.
Zira meslek örgütleri hem halkın, hem meslektaşlarının haklarının siyasi iktidarların uygulamalarına karşı korunduğu savunma mekanizmalarıdır, direnç noktasıdır, sistemin sigortasıdır.
...
TEB Başkanı meclisteki konuşmasında, Türkiye"nin ekonomik büyümeye, işsizliği ve yoksulluğunu önlemeye ve her şeyden önce demokrasiye ihtiyacı bulunduğunu belirterek: ""Türkiye"de yaşayanların, kendi cumhurbaşkanını seçme hakkı var. Toplumun e-muhtıraya değil, e-sağlığa ihtiyacı var. AK Parti"nin sağlık alanında yaptıklarını izledim, içinde bulundum. Bu alanda yaptıkları bir devrimdir” demiş, yakasına Parti rozeti takılırken...
Açıklamanın bir yerinde de demokrasiden bahsediliyor, ŞAŞIRDIK!
Bunca yıldır tek adam olan, başkanlarını dinlemeyen, meslektaşlarının söylediklerini duymayan, duymadığı gibi siyasi iktidara da iletmeyen, adeta koskoca camiayı hırs ve isteklerine alet eden bir kişi DEMOKRASİDEN bahsediyor...
Açıklamaya dikkat edildiğinde eski siyasi anılar da unutulmamış ve DEVRİM den bahsedilmiş.
*3 yıldır eczacıları inim inim inleten, evine ekmek parası götüremez hale getiren,
*Kendi birikimi olan sermayesini eriten,
*Eczacıyı faiz ve borç sarmalı içinde bırakan,
*Cirolarımızı, kazançlarımızı kuşa çeviren,
*BU BÜYÜK CAMİAYI KENDİ ALACAĞI, HAKKI İÇİN DİLENCİYE ÇEVİREN,
*Eczacıları iflasa sürükleyen hatta intihar ettiren,
*Vatandaşla eczacıları karşı karşıya bırakıp mesleğin itibarını kaybetmesine sebep olan bu DEVRİM dünyadaki ilk ve tek örnektir.
DEVRİM ne kadar güzel bir sözcük!
Gençliğimizde bu sözcükle içimiz titrerdi, bu ülke için, bu meslek için yapılacak ne kadar çok yenilik vardı.
Son 3 yıldır bu mesleğe yapılanların DEVRİM sözcüğü ile ilgisi olamaz. Olsa olsa ECZACILIK MESLEĞİNİ DEVİRMEK olabilir.
Diğer ülkelerde eczacılık mesleğini sıkıntıya sokan, yıpratan en önemli etken zincir ve market eczane şirketleri iken, bizde zincir eczane girmeden ekonomik yıkım bu “devrim” ile gerçekleşmiştir.
İnsanların çektiği acı, sıkıntı ve gözyaşı üzerine mutlu bir kişisel gelecek inşa edilip edilmeyeceğini de hep beraber göreceğiz. Çocukluğumuzdan beri bize verilen öğretilerde, yaşam tecrübesinde böyle bir örnek yok, belki bu da bir ilk olur.
...
Bu aralar ağlamak niyeyse “IN” , metanetli olmak “OUT” oldu.
Ekranlarda her gün birileri ağlıyor; özellikle acımasızlığı ve merhametsizliği ile tanınan ünlüler. Çok duygusal olduklarını, duygu yüklü olduklarını ispat etmek istercesine...
Ama;
Akan gözyaşlarının her zaman duygusallığın işareti olmadığını herkes çok iyi bilmektedir, tıpkı timsahların gözyaşları gibi…
Sevgi ve saygılarımla…
Ecz. Nurten SAYDAN
TEİS GENEL BAŞKANI