2008 Sağlık Uygulama Tebliğinin; Günübirlik tedavi uygulaması, muayene ücretlerinin eczanelerden tahsili, reçetelere yazılabilecek ilaç miktarı, kamu kurum iskontosu ve eczanelere yapılan ödeme sürelerine ilişkin düzenlemelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Sendikamız tarafından Danıştay da 27.11.2008 tarih ve 175278 genel evrak numarası ile dava açılmıştır.
Danıştay 10.dairesi. Esas Yıl-No: 2008-11345
TEİS YÖNETİM KURULU
DAVA DİLEKÇESİ:
DANIŞTAY İLGİLİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NA
ANKARA
Yürütmenin durdurulması taleplidir.
DAVACI : Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS)
VEKİLİ : Av. Yasemin ABASLI
Strazburg Cad. 27/10 Sıhhiye ANKARA
DAVALI : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı / ANKARA
DAVANIN KONUSU : 29.09.2008 tarih ve 27012 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “2008 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin 4.1.2. maddesinin, 6.6.1. maddesinin, 12.2. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarının, 14.1. maddesinin ve 25.6. maddesinin 1. fıkrasının yürütmelerinin durdurularak iptali istemidir.
AÇIKLAMALAR :
Müvekkil Sendika; Anayasanın 51.maddesi uyarınca kurulmuş olup, Sendikalar Kanunu ve Tüzüğünün verdiği yetki gereği üyelerinin hak ve menfaatlerini her türlü hukuki yolları kullanarak korumakla görevli bulunmaktadır.
“2008 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği” 29.09.2008 tarih ve 27012 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak; dava konusu Tebliğin 4.1.2. maddesi, 6.6.1. maddesi, 12.2. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkraları, 14.1. maddesi ve 25.6. maddesinin 1. fıkrası hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir. Şöyle ki;
1-) Tebliğin 4.1.2. maddesi hukuka aykırıdır.
Tebliğin 4.Tedavi Kategorileri ve İlişkili Tanımlar başlıklı bölümünün 4.1.2.Günübirlik Tedavi başlıklı maddesi;
“4.1.2. Günübirlik tedavi
(1) Aşağıda belirtilen ve sağlık kurumlarında yatış ve taburcu işlemi yapılmadan, 24 saatlik zaman dilimi içinde yapılan tedaviler.
(2) Günübirlik tedavi kapsamındaki işlemler;
a) Kemoterapi tedavisi,
b) Radyoterapi tedavisi (radyoterapi tedavi planlaması hariç),
c) Genel anestezi, bölgesel anestezi, intravenöz veya inhalasyon ile sedasyon gerçekleştirilen tanısal veya cerrahi tüm işlemler,
ç) Diyaliz tedavileri,
d) Kan, kan bileşeni, kan ürünü, SUT eki “Sadece Yatan Hastalarda Kullanımı Halinde Bedelleri Ödenecek İlaçlar Listesi” nde (EK-2/B) yer alan ilaçların intravenöz infüzyonu.
(3) Günübirlik tedavilerde kullanılan Kuruma faturalandırılabilir ilaçlar için SUT hükümleri geçerlidir.
(4) Günübirlik tedavilerde SUT eki “Tanıya Dayalı İşlem Listesi” nde (EK-9) yer alan işlemler için gündüz yatak ücreti faturalandırılamaz.
(5) Günübirlik tedavilerde refakatçi ücreti ödenmez.”
şeklindedir.
Ancak; yataklı tedavi kurumlarında hastanın yatış ve taburcu işlemi yapılmaksızın tedavi edilmesi ayaktan tedavi kapsamındadır ve bu tedavi için gerekli ilaçların hastanelerden temini yasal açıdan mümkün değildir. Zira; gerek resmi gerek özel sağlık kurumları içindeki eczaneler, mevzuat gereği sadece yatarak tedavi gören hastalara ilaç verebilir, bedeli mukabilinde dışarıya ilaç vermeleri ise yasaktır.
Dava konusu maddede düzenlenen tedavilerde kullanılan ilaçlar pahalı ilaçlar olduğundan; tetkik ve tahlilleri yapan, buna bağlı olarak tedavi planını belirleyip rapor çıkaran ve reçete eden yer ile ilaçları temin edip uygulayan yerin aynı yer olması suistimali kolaylaştırmakta, bu tip tedavilerin sayısında ve maliyetinde patlama yaşanması ihtimalini artırmaktadır.
Öte yandan; dava konusu düzenleme sebebiyle, hastane yakınlarındaki eczanelerin kapanması, sistemin işleyişinde yaşanacak en ufak bir aksaklıkta, yatan hasta tedavisinde kullanılan ilaçlara ulaşımda ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilecektir. Dolayısıyla, dava konusu düzenleme sadece eczacılar açısından değil, hasta ve kurum açısından da pek çok mağduriyet yaratmakta ve telafisi imkansız zararlar doğurmaktadır.
2-) Tebliğin 6.6.1. maddesi hukuka aykırıdır.
Tebliğin 6.Katılım Payı başlıklı bölümünün 6.6.1.Ayakta Tedavide Hekim ve Diş Hekimi Muayenesi Katılım Payı Tahsili başlıklı maddesi;
“6.6.1. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payı tahsili;
a) Kurumdan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler için gelir ve aylıklarından mahsup edilmek suretiyle,
b) Diğer kişiler için ise reçete ile ilaç temini için başvurulan Kurumla sözleşmeli eczaneler tarafından kişilerden,
tahsil edilir.”
şeklindedir.
Dava konusu düzenleme ile, ikinci basamak resmi sağlık kurumlarında, eğitim ve araştırma hastanelerinde, üniversite hastanelerinde ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payının kişilerin aylıklarından mahsup edilerek veya sözleşmeli eczanelerce tahsil edileceği belirtilmiştir. Davalı idarenin söz konusu ücretleri, hizmeti sunan sağlık kuruluşu yerine reçetedeki ilacı sağlamakla yükümlü eczaneler vasıtasıyla tahsil etmekteki amacını anlamış değiliz.
Dava konusu düzenleme sebebiyle, hastane veznesinden muayene katılım payı tahsil edilmemekte, vatandaş ilaçlarını almak için eczaneye geldiğinde kendisinden muayene ücreti istenmekte, bunun sebebini anlayamayan vatandaş makbuz istediğinde ise kendisine makbuz da verilememektedir. Söz konusu hastanelerin vezneleri mevcutken ve vatandaştan tahsil edilecek ücret karşılığı makbuz verilebilmesi mümkünken, vatandaşla eczacılar karşı karşıya gelmektedir.
Öte yandan; hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payları Tebliğin 6.1. maddesinde her hastane grubu için ayrı miktarlarda belirlenmiş, örneğin özel sağlık kurum ve kuruluşlarında 10-YTL olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla özel bir hastanede muayene olup, ilacını almak için eczaneye gelen bir vatandaştan, bazen ilaçtan daha yüksek bir miktarda muayene ücreti istenmesi sorun yaratmaktadır. Vatandaşın söz konusu muayene ücretini ödemeden ilaç alması ise mümkün değildir.
Mevzuatta eczacıların muayene ücreti katılım payı tahsili gibi bir görevi yoktur. Tüm bu sebeplerle; kamu yararı taşımayan ve Anayasamızca kabul edilen sosyal hukuk devleti ilkelerine ve angarya yasağına aykırılık taşıyan dava konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali gerekmektedir.
3-) Tebliğin 12.2. maddesinin 1.,2. ve 3. fıkraları hukuka aykırıdır.
Tebliğin 12.Reçete ile Sağlık Raporu ve İlaç Yazım İlkeleri başlıklı bölümünün 12.2.Reçetelere Yazılabilecek İlaç Miktarı başlıklı maddesinin 1.,2. ve 3. fıkraları;
“12.2. Reçetelere yazılabilecek ilaç miktarı
(1) Ayaktan yapılan tedavilerde, 12.3 üncü maddede belirtilen durumlar dışında, bir reçetede en fazla dört kalem ilaç yazılır ve her kalem ilaçtan bir kutunun (ilaçların parenteral ve topikal formları, lavman, majistraller ile 12.5 inci maddede belirtilen durumlar hariç) bedeli ödenir. Parenteral formlar ile majistrallerin reçeteye yazılması durumunda en fazla 10 günlük tedavi bedeli ödenir. Reçetede mutlak surette günlük kullanım dozu belirtilecektir.
(2) Tetrasiklinler (doksisiklin ve tetrasiklin), amfenikoller (kloramfenikol ve tiamfenikol), ampisilin (kombine preparatlar hariç), amoksisilin (kombine preparatlar hariç), fenoksimetilpenisilin, eritromisin, klindamisin, sülfonamid ve trimetoprim kombinasyonlarını içeren klasik antibiyotikler 10 güne kadar tedaviyi sağlayacak miktarda reçete edildiği takdirde bedelleri ödenecektir.
(3) Antiinflamatuar ve antiromatizmal grubu ilaçların solid-oral formlarında büyük ambalaj kapsamına giren ilaçlar, ayaktan tedavide tek uzman hekim tarafından düzenlenen ilaç kullanım raporuna dayanılarak reçete edildiklerinde, en küçük ambalajlı formları ise rapor aranmaksızın reçete edildiklerinde bedelleri ödenir. Bunların dışında kalan ilaçlarda da ayaktan tedavide küçük ambalaj verilmesi esas olup, aynı dozda birden fazla formu olan ilaçların 4 haftalık tedavi dozunu geçen ambalaj formları için sağlık raporu düzenlenmesi zorunludur.”
şeklindedir.
Davalı Kurumca 22.10.2008 tarih ve 27032 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin” 4. maddesinin ç bendi ile dava konusu maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “aynı dozda birden fazla formu olan” ibaresinden sonra gelmek üzere “eşdeğer” ibaresi eklenmiş, 31.10.2008 tarihinde yapılan duyuru ile de dava konusu maddede yer alan “4 haftalık tedavinin” 28 gün olarak değil, SUT’un ilgili maddeleri de dikkate alınarak daha önceden de uygulandığı gibi 30 günlük tedavi süresini kapsayacak şekilde provizyon sisteminde düzenleme yapıldığı belirtilmiştir.
Ancak; bilindiği gibi tedavi sürecini belirleme görev ve yetkisi doktorlarındır. Bu süreç, kişinin yaşı, kilosu, genetik özellikleri, mevcut diğer sağlık sorunları gibi çeşitli etkenlere göre değişkenlik gösterir. Hal böyleyken, davalı Kurumun tek taraflı olarak bazı ilaçların temininde süre sınırlaması getirmesi ve sık sık reçetelendirme yoluna gitmesi hukuka aykırılık taşımaktadır.
Zira; dava konusu düzenleme sebebiyle, doktorları tarafından hastanın uzun süreli bir ilaç tedavisi görmesi zorunlu kabul edilse de, hastanın bu ilaçları reçete ettirmesi gerekmektedir. Bu durumun, hem eczacıların hem doktorların hem de vatandaşların zaman ve işgücü kaybına yol açtığı, hasta ve yakınlarının mağduriyetine sebep olduğu, devlete ise ekstra tedavi masrafı yüklediği muhakkaktır.
Keza; Danıştay 10. Dairesi 2008/3338 E. no’lu dosyasında, 5.5.2008 tarihinde kanser tedavisinde kullanılan ‘trastuzumab’ etkin maddeli ilaçların kullanımını ‘9 hafta’yla sınırlayan Sağlık Bakanlığı genelgesinde yer alan ‘9 hafta’ ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş ve Sağlık Bakanlığı’na yapılan itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca reddedilmiştir.
Sosyal hukuk devletinde, idarece getirilen düzenlemelerin bireylerin insanca yaşayabilmelerine yönelmesi gerekir. Davalı Kurumun ilaç tedavisinde süre kısıtlaması getiren işbu düzenlemesi ise sadece bürokratik işlemlere ve israfa yol açmaktadır. Kamu yararına ve sosyal güvenlik hakkına aykırılık taşıyan ve vatandaşların acil olarak ilaca ulaşmalarını engelleyerek, ileride telafisi güç veya imkânsız zararların doğmasına sebep olan dava konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali gerekmektedir.
4-) Tebliğin 14.1. maddesi hukuka aykırıdır.
Tebliğin 14.İlaçlarda Uygulanacak İndirim Oranları ve Eşdeğer İlaç Uygulaması başlıklı bölümünün 14.1.Uygulanacak İndirim Oranları başlıklı maddesi;
“14.1. Uygulanacak indirim oranları
İlaçların kamu kurum iskontoları orijinal ve jenerik ayrımı yapılmaksızın baz iskonto %11 (orijinal ilaçlar için referansa bağlı mahsuplaşmalar saklı kalmak şartıyla) olarak uygulanacaktır.
Ancak, KDV dâhil perakende satış fiyatı 3,56 YTL ve daha az olan ilaçlar için perakende satış fiyatı (KDV dâhil) üzerinden % 4 oranında indirim uygulanır, ayrıca indirimli bedel üzerinden eczacı indirimi yapılır.”
şeklindedir.
Dava konusu düzenleme ile, eczacıların raflarında bulunan ve %4 kurum iskontosu ile alınmış olan ilaçların iskontosu %11'e çıkarılarak eczacıların yaklaşık %7'lik zarara uğramalarına neden olunmuş, ilaç firmalarının %11 iskonto vermelerini sağlayan herhangi bir yasal düzenleme olmadığı için de eczacılar almadıkları iskontoyu kamuya yapmak zorunda kalmışlardır.
Dava konusu düzenleme nedeniyle, ilaç firmaları doğrudan ilaç fiyatını düşürmek yerine, devlete iskonto yapmakta ve bu konuda taraf olmamalarına rağmen eczaneler aracı olarak kullanılmaktadır. Üstelik, ilaç firmalarının devlete yaptığı iskontolar eczacının karı gibi gözükmektedir.
Yapılan iskontoların doğrudan ilacın fiyatına yansımaması ve eczacıların araç olarak kullanılması hukuka aykırılık taşımakta ve pek çok mağduriyete sebep olmaktadır. Dolayısıyla T.T.K. ve Borçlar Kanunu dahil hiçbir hukuki dayanağı olmayan, anayasamızdaki angarya yasağına da aykırı bulunan düzenlemenin yürütmesinin durdurulması ve iptali gerekmektedir.
5-) Tebliğin 25.6 maddesinin 1. fıkrası hukuka aykırıdır.
Tebliğin 25.Faturalandırma ve Ödeme başlıklı bölümünün 25.6.Ödeme İşlemleri başlıklı maddesinin 1. fıkrası;
“25.6. Ödeme işlemleri
(1) Sağlık hizmeti sunucularınca Kuruma teslim edilen fatura ve eki belgeler, teslim tarihinden itibaren 45 (kırkbeş) gün içinde Kurumca belirlenecek usul ve esaslara göre incelenerek mutabakata varılmış olan faturalara ilişkin ödenecek tutar, sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusunun banka hesap numarasına ödenir. Ancak Kurumun “muhasebe birimince” fatura ekinde teslim alınan talep yazısında belirtilen; sağlık kurumunca temin edilen faturalandırılabilir tıbbi malzeme ve yatarak tedavilerde kullanılan faturalandırılabilir ilaç tutarı, fatura teslim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenir. Sağlık kurumlarına yapılacak ödemelerde ödenmesi gereken tutardan, daha önce ödenmiş olan ilaç ve tıbbi malzeme bedelleri düşülerek ödeme yapılır.
şeklindedir.
Dava konusu düzenleme ile, hastane eczanelerince hastalara verilen tıbbi malzeme ve yatarak tedavilerde kullanılan ilaç tutarlarının, fatura teslim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesi kararlaştırılmakta, böylece hastane eczanelerine serbest eczanelere göre ayrıcalık tanınmaktadır. Serbest eczanelerce daha yüksek oranlarda iskonto uygulansa da, fatura ödeme süresi 45 gün iken, bu sürenin hastane eczanelerinde 15 gün olarak belirlenmesi hakkaniyete aykırılık taşımakta olup idari işlemin ve düzenlemenin taraflar arasında eşitliği ve hakkaniyeti sağlaması gerektiği prensibine ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır.
HUKUKİ SEBEPLER : idari Yargılama Usulü Kanunu, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ve sair ilgili tüm mevzuat
DELİLLER :
-29.09.2008 tarih ve 27012 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 2008 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği ve sair tüm hukuki deliller.
SONUÇ ve İSTEM :
Yukarıda açıklanan nedenler ve re’sen mahkemece tespit edilecek sair iptal nedenleri ile 29.09.2008 tarih ve 27012 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 2008 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin 4.1.2. maddesinin, 6.6.1. maddesinin, 12.2. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarının, 14.1. maddesinin ve 25.6. maddesinin 1. fıkrasının İPTALİNE ve YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. 27.11.2008
Davacı TEİS Vekili
Av. Yasemin ABASLI
Ekler :
1-) Vekaletname
2-) 29.09.2008 tarih ve 27012 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 2008 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği
|