ARŞİV
0

ECZA DEPOLARININ DOĞRUDAN SATIŞ YAPMASI YÖNÜNDEKİ GİRİŞİM HAKKINDA

teis yeni

 

ECZA DEPOLARININ DOĞRUDAN SATIŞ YAPMASI YÖNÜNDEKİ GİRİŞİM HAKKINDA

DEĞERLİ ÜYELERİMİZ VE MESLEKTAŞLARIMIZ,

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından hazırlanan yasa değişikliği taslağının 3. maddesi ile ilgili olarak taslaktan bu maddenin kaldırılmış olduğu yönündeki açıklamaya rağmen, bu tür girişimlerin ne ilk ne de son olmadığı bilinciyle, bu girişimlere karşı hassasiyetimizi ortaya net bir şekilde koyabilmek adına, sendikamız hukuk bürosu tarafından hazırlanan metin Kurum Başkanlığı Hukuk Müşavirliğine iletilmiştir. 

Süreç Sendikamızca da takip edilecek olup, Kuruma gönderilen yazı aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

Saygılarımızla.

TEİS YÖNETİM KURULU

 

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI

TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU

HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ

ANKARA

            Konu : 984 sayılı ecza ticarethaneleriyle sanat ve ziraat işlerinde kullanılan zehirli ve müessir kimyevi maddelerin satıldığı dükkanlara mahsus kanun’un 11. Maddesinde yapılmak istenen değişiklik hakkında.

Başkanlığınızın 08/02/2014 tarih 17770 no.’lu yazısında bazı konularla ilgili olarak mevzuatta değişiklik yapılması ihtiyacı olduğundan bahisle kanun değişikliği için bir taslak metin hazırlandığı belirtilmiş olup, hazırlanan taslak metindeki değişiklik ve değişiklik gerekçesiyle ilgili olarak müvekkil sendikaca gerekli çalışmalar yapılmıştır.

Öncelikle; Ülkemizde giderek zorlaşan şartlarda kesintisiz bir ilaç ve eczacılık hizmeti vermeye çalışan 25.000 eczane, bağlı bulunduğu Türkiye İlaç Ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan, eczacılık adına, gelişmiş ülkelerde var olan  daha çağdaş eczacılık uygulamaları ve mevzuatlarını hayata geçirmesini beklerken, kanunlara aykırılık taşıyan, kamuya yararı olmayan ve eczacılık mesleğine telafisi güç zararlar vereceği öngörülen kanun değişikliği taslağındaki bazı maddeler hayretle karşılanmıştır.        

Hazırlanmış olan yasa değişikliği taslağının 3. maddesiyle yapılmak istenen düzenleme Anayasaya, kanunlara ve birçok yasal mevzuata aykırı olup, kanunların genelliği ilkesiyle de bağdaşmamakta olduğundan, diğer değişiklikleri de içeren torba yasa taslağından çıkarılması gerekmektedir. Şöyle ki ;

Değişiklik taslağına gerekçe olarak gösterilen periton ve diyaliz sıvıları gibi çok hacimli olan ilaçların ecza depolarından doğrudan hastaya gönderilmesi uygulaması eczanelerin tercih ettiği değil söz konusu firmaların eczanelere düzenli servis ve dağıtım maliyetinden kurtulma amacıyla baştan bu yana tercih ettikleri bir yöntem olarak uygulana gelmiştir.

Bu sayede ilgili firmalar diğer depolara bu ürünleri verme gibi bir durumla karşı karşıya kalmayarak piyasadaki “tekel” konumlarını sürdürebilmişler ve kendi tercihleriyle kurmuş oldukları bu dağıtım zinciri sayesinde de global ekonomide artık çok kıymetli hale gelen son tüketici bilgilerine ilişkin bir bilgi bankasına sahip olmuşlardır.

Gelinen süreçte piyasadaki “tekel” konumlarından da aldıkları güçle artık nihai tüketiciye doğrudan ulaştırarak aradaki eczane riskini ortadan kaldırmak ve daha fazla kar elde etmek amacına yönelmişlerdir. Zira gerekçede iddia edildiğinin aksine doğrudan hastaya ulaştırılması Sosyal Güvenlik Kurumu’na kar değil zarar getirecek bir uygulamadır.

Örneğin; %41 Kamu İndirimi uygulanan 14,02TL perakende satış fiyatı olan bir periton diyaliz solüsyonu bu indirim sayesinde eczane tarafından kuruma 8,27 TL’ye fatura edilmekte iken, taslağın hayata geçmesiyle kuruma 11,21 TL’den fatura edilecektir. Yani yeni düzenleme ile kurum tasarruf etmek bir yana aynı ilaca yaklaşık %35 daha fazla ödeme yapacak, bir başka deyişle %35 zarar edecektir.

Kaldı ki; eczaneler sadece faturalandırma sürecinde sürece dahil olan, sorumlu kurum haline gelen yerler olmayıp, hastanın diğer ilaçlarıyla ilgili olarak etkileşim ve kullanım açısından danışıp bilgilendirildikleri yerler olmanın yanı sıra, ilacın hastaya ulaşıp ulaşmadığını da takip edip kontrol eden birimler olarak ilacın gerçek sahibine ulaşmasında denetim ve kontrol işlevi de görmektedirler.

Diğer taraftan; gerekçesine bakıldığında periton ve diyaliz solüsyonu temin eden firmalara ayrıcalık tanımak için çıkarılmak istendiği açıkça belirtilen bu yeni düzenlene Anayasamızın 10. maddesinde vücut bulan kanunların genelliği ilkesine aykırı bir düzenlemedir. Kanunların genelliği ve kanun önünde eşitlik, hukuk devletinde ön planda olan her fert için bir güvence teşkil eder. Benzer nitelikte olan meselelerin aynı şekilde çözümlenmesine “kanunların genelliği” ilkesi adı verilir. Kanunların genel olması hukuk devletinin de gereğidir. Eşitlik ise kanunların genelliğinin teminatıdır. Anayasanın 10. maddesine göre ;”…Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Hukuk devleti hukukun üstünlüğü temeli üzerine kurulmuştur. Bu nedenle her türlü ayrıcalığı reddeder. Dolayısıyla da bu düzenleme Anayasaya açıkça aykırıdır.

Yapılmak istenen yasa değişikliği ile bazı beşeri tıbbi ürünlerin firmalarca karşılanacak olması hastaların eczacılardan sağlık hizmeti almasını engelleyerek sağlık hakkını kısıtlayacaktır. Zira; hastalar eczacı ile karşılaşmadıkları için, ilacın güvenli ve etkili kullanımı, saklama koşulları, yan etkileri vb. hakkında dair bilgilendirilmeleri de mümkün olmayacaktır.

Diğer taraftan ; yapılmak istenen yasa değişikliği hasta mahremiyetini de ihlal edecektir. Oysa;  Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 21. maddesine göre; hastanın mahremiyetine özen gösterilmesi esastır. Getirilmek istenen düzenleme ile oluşturulacak listeye ilave edilebilecek ilaç grupları nedeniyle hastalar bazı beşeri tıbbi ürünleri güvendikleri ve şahsi olarak tercih ettikleri eczacıdan alamayacaklar, tamamen gizli kalmasını arzu etseler dahi hastalık ve ilaç bilgilerinin tanımadıkları firma çalışanı, kuryesi vb. kişilerce öğrenilmesine katlanmak zorunda kalacaklardır.

Yapılmak istenen yasa değişikliğinin hastaların menfaatlerini zedelediği, hukuka, kamu yararına ve iyi yönetim ilkelerine uyarlık taşımadığı açıktır.

1262 Sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 1.maddesine göre Doktor reçetesiyle  verilmesi şart koşulmuş olanlar ancak reçete karşılığında ve diğerlerinin de reçetesiz olarak münhasıran eczanelerde satılacağı hükme bağlanmış olup,  6197 Sayılı Eczacılık ve Eczaneler Hakkındaki Kanunun 24. maddesi gereği eczanelerin toptan ilaç satışı yasaklandığı gibi 23. ve 28. maddeleriyle de ilacın son tüketiciye satışının sadece eczanelerden yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Kaldı ki düzenleme yapılmak istenen kanun maddesinin giriş bölümünde de açıkça belirtildiği üzere ecza depoları yalnız eczanelere ve ilaç üreticilerine toptan veya perakende satış yapabileceği hükme bağlanmışken , halkın talebi ya da mevcut uygulamadan müşteki bir hasta olmamasına, Kamunun yukarıda da belirttiğimiz üzere bir yararı olmamasına -hatta zararı olmasına- rağmen hiçbir yasada mevcut olmayan bir düzenlemeyle ecza depolarına hastalara doğrudan ilaç verme yetkisi verilmeye çalışılması hukuka açıkça aykırıdır.

Söz konusu düzenleme amaç ve sebep yönünden de hukuka aykırılık taşımaktadır. Zira; ilaçlar toplum sağlığını ilgilendirdiğinden eczanelerden verilmekte, bu yönüyle eczacılar da kamu hizmeti sunmaktadırlar. Bu sebeplerle, eczacılar 5 yıllık bir eğitimden geçmekte, eczaneler Sağlık Bakanlığı’nca düzenlenen ruhsat karşılığında açılabilmekte ve yine Sağlık Bakanlığınca denetlenmektedirler. Ancak, söz konusu düzenleme ile içeriğini belirleme yetkisinin tamamen İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na bırakılmış olduğu ecza deposundan hastaya doğrudan verilebilecek ilaç listesinin oluşturulması yetkisinin ucu açıktır. İlgili kanun maddesine eklenmek istenen  “…Ancak Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından belirlenen ürünlerin doğrudan ihtiyaç sahiplerine dağıtımı ve satışı yapılabilir.”  şeklindeki düzenleme serbest eczane eczacılığının yapılmasını süreç içinde imkansız hale getirebilecek bir düzenleme olup,  eczacı olmayan ehliyetsiz kişilerin, ecza deposundan ilaç satışına olanak tanınması, kamu yararına uygunluk taşımamakta ve hatta üçüncü kişilere çıkar sağlama amacı taşımaktadır.

Bu durum, halk sağlığı açısından telafisi güç veya imkansız zararlar doğuracağı gibi, serbest çalışan eczanelere karşı da haksız rekabet ortamı yaratmaktadır. Oysa ki; idarenin kuruluşunun ve işleyişinin amacı doğrultusunda kamu yararını ve toplumu oluşturan bireylerin insanca yaşayabilmelerini sağlamaya yönelmesi ve bu amaca yönelik yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla ; söz konusu düzenleme ile Anayasa başta olmak üzere ilgili tüm yasal mevzuata aykırı olarak serbest eczane eczacılarına tanınmış olan hak, sınırsız şekilde genişleyebilecek istisnai durum şekline sokulmuş bir düzenleme ile ortadan kaldırılmak istenmekte olup, bu durumun hukuka aykırılığı tartışmasız bir şekilde ortadadır.

Periton ve diyaliz solüsyonları için konuşulması ve tartışılması gereken önemli bir sorun ise ilgili firmaların mevcut “tekel” konumlarını korumak ve sürdürmek için anti tekel yasalarına aykırı bir şekilde diğer ulusal ölçekteki dağıtım kuruluşlarına bu ürünleri satma ve dağıtma izninin verilmemesi  sorunudur.

Yukarıda saydığımız tüm gerekçeler göz önünde bulundurularak söz konusu teklifin geri çekilmesi, stratejik bir ürün olan ilaçta hiçbir dünya ülkesinin kabul edemeyeceği “tekel”leşmeyi önlemek amacıyla , üreticilerin ve veya ithal edenlerin kendi dağıtım kanalları haricinde, ulusal çapta hizmet veren ve bu ürünleri eczanelere ulaştırmak isteyen depolardan en az birine satış ve dağıtım hakkı verme zorunluluğu getirilmesi yönünde yeni bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

Bilgilerinize arz ederiz.

13/02/2014

           TÜM ECZACI İŞVERENLER SENDİKASI  Vekili

                                 Av. Yasemin ABASLI

 

 

 

 

Kategori :Başvurularımız Etiketler: 

Yeniliklerden haberdar olun

Yazıyı paylaşın

İlgili yazılar

Yorum Yazın

You must be Logged in to post comment.

© 0390 Tüm Eczacı İşverenler Sendikası. Bütün Hakları Saklıdır.