ARŞİV
5

TİCARET SİCİL KAYDI ZORUNLULUĞU HAKKINDA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALAR HAKKINDA BİLGİLENDİRME

TEİS

 

TİCARET SİCİL KAYDI ZORUNLULUĞU HAKKINDA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALAR HAKKINDA BİLGİLENDİRME

Değerli meslektaşlarımız,

Nerede ise 20 gündür, Ticaret Sicil Numarası denilen yeni bir uygulamayla eczane eczacıları tanışmaya çalışmaktalar.

Mutlaka Alınacak mı , yoksa alınmasına gerek yok mu ?

Bu soruların cevaplarını almak için yaptığımız  tüm girişimlerde önümüze Türk Eczacıları Birliği’ne gönderilmiş olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın yazısı ve TOBB ile Noterler Birliği’nin almış olduğu karar çıkmıştır.

Yaptığımız tüm girişimlerden elde ettiğimiz bilgiye göre; bu uygulama birçok meslek grubu için geçen yıl başlamış olup, bu yıl ilk defa TOBB ve Noterler Birliğinin kararı gereği de Ticaret Sicil Numarası olmadan ülkemizin birçok yerinde noterlerce eczacılarımızın defterleri TASDİK edilmemektedir.

TOBB’un açılımı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğidir.Noterler Birliği ise bütün noterlerin bağlı olduğu birliktir.

Oysa bizler 25 bin eczane eczacısı olarak TOBB’ a bağlı değiliz(!)

Bu gerçekten hareketle bile yol alınması gerekirken, Ticaret Sicil Numarasının nasıl alınması ve neler yapılması gerektiği yönündeki açıklamalardan başka bir açıklamanın ve girişimin ortada olmamasını hayretle karşılamaktayız.

Bugün eczacı meslektaşlarımıza Ticaret Sicil Numarası alması zorunluluğunun getirilmesinde eczacıların “tacir” olarak nitelendirilmesine neden olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın TEB’e gönderdiği yazıda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1976 yılında almış olduğu kararın yasal dayanak olarak alındığı görülmektedir.

 Oysa Yargıtay kararları, kararla ilgili yasalar değişmediği sürece hukuk sistemimizdeki yasal dayanaklardan biridir, Ancak; ilgili yasalar değiştiğinde, ilgili yasalara ait Yargıtay hükmü de hukuki geçerliliğini yitirmektedir. 

Bu çerçeveden bakıldığında; 2011 yılında yayınlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa göre “esnaf” ve “tacir” sınıflandırması meslek gruplarına göre değil yapılan işin vasfına göre belirlendiği açıkça görülmektedir.

Diğer taraftan yapılan son düzenleme ile; 6197 sayılı özel yasamız, kimlerin ne hal ve şartlarda eczacılık yapabileceklerini, eczane açabileceklerini belirlemiş, eczanelerde satılabilecek ürünleri de sınırlandırmıştır. Bir eczane sahibi eczacı, bunların haricinde ürün satamayacağı gibi bu ürünleri de toptan ya da eczanesinin dışında reklam, kampanya ve internet gibi aracıları kullanarak da satamaz. Yani yeni düzenlemeye göre tacir vasfına sahip olmadığı belirginleşmiştir.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 15. Maddesine göre ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan kişiler “esnaf” olarak tanımlanmış olup, bu yüzden; eczacıların belli bir eğitim sonrası belirli bir sermaye limiti olmadan açtıkları ve 6197 Sayılı Kanun gereği bilfiil başında bulunarak çalıştıkları iş yerleri olan eczaneler  ticarethane sınıfına, eczacılar da tacir sınıfına girmemektedir.

Zira; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 11. Maddesine göre ticari işletme “esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan” işletmeler olarak tanımlanmış olup eczacıların böyle bir hedefi söz konusu olamayacağından ve kuruluşları gereği kendi özel kanunlarına göre kendi özel düzenlemeleri çerçevesinde açıldıklarından ; Türk Ticaret Kanununa göre Tacir olarak değil, ancak yine aynı kanundaki sınıflandırmaya göre “esnaf” olarak sınıflandırılmaları mümkündür.

Diğer taraftan ; yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 11. Maddesine istinaden 21/07/2007 tarih 26589 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Esnaf Ve Sanatkâr İle Tacir Ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına göre de

“esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hâsılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hâsılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması”

Hükme bağlanmıştır.

Yani, bu düzenleme ile; esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline kayıt için zorlanması mümkün olmayıp, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ticaret siciline kayıtlarının aktarılması  da bağlı bulundukları odanın bildirimiyle mümkün olabilecek olup, yine 6197 sayılı özel yasamız nedeniyle böyle bir aktarım da mümkün değildir.

Son olarak da ; bu ay TBMM’den geçen ve Cumhurbaşkanı’nın onayını bekleyen Torba yasadaki değişiklik ile 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına “Eczaneler için ayrıca başka herhangi bir kurum veya kuruluştan kayıt veya onay belgesi aranmaz.” hükmü eklenmiş olduğundan eczacılardan yürürlükte olan ve yürürlüğe girecek olan hiçbir yasal düzenlemeye göre herhangi bir resmi işlemi gerçekleştirebilmesi için herhangi bir kurum ya da kuruluştan herhangi bir belge alma zorunluluğu YOKTUR.

ÖZETLE;

Ne Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuatına, ne de Eczaneler ve Eczane Hizmetleri Hakkındaki Kanun ve ilgili mevzuata göre eczacıların 2013 yılı itibariyle “tacir” olarak sınıflandırılması mümkün görülmemektedir.

Dolayısıyla da TEB’in Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 1976 Yılındaki Yargıtay kararına dayanan eczacıları “tacir” olarak vasıflandıran yazısına, Noterler Birliğine ve TOBB’ne gerekli itirazları neden yapmadığını, eczacılar özel kanunları gereği “bizim üyemizdir, başkaca bir üyelik belgesi istenmesine gerek yoktur” şeklinde neden itiraz etmediklerini,  yasal gerekçelerinin ne olduğunu bilememekteyiz.

Bağlı olduğumuz örgütümüzün bizi TÜCCAR sanmadığını, sananlara da gerekli cevabı ivedilikle vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sendika olarak girişimlerimiz devam etmekte olup, gelişmeler hakkında bilgilendirmemiz devam edecektir.

Saygılarımla….

                                                               Ecz.Nurten SAYDAN

                                               TÜM ECZACI İŞVERENLER SENDİKASI

                                                               GENEL BAŞKANI

Kategori :Teis'ten Duyurular, Teis'ten Haberler Etiketler: 

Yeniliklerden haberdar olun

Yazıyı paylaşın

İlgili yazılar

5 tane yorum var to "TİCARET SİCİL KAYDI ZORUNLULUĞU HAKKINDA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALAR HAKKINDA BİLGİLENDİRME"

  1. nizamettin Bozkurt dedi ki:

    Sendikanızı tebrik ediyorum, eczacılar olarak güçlü bir camia olduğunuzu ve bu işinizi de lehinize sonuçlandıracağınızı umut ediyorum. Ama eczacı odasının şu anda içinde bulunduğu yanlıştan dönmesi gerekiyor. O da ancak üyelerin talebiyle olur. Benim de sizin görüşlerinize paralel olan görüşlerimi yansıttığım yazım aşağıda dlr. Saygılar.

    Olay şöyle;

    Ticaret odasına kayıt, ticaret sicil tastiknamesi almak, kullanılacak her türlü evrakta ticaret sicil no veya mersis numarası kullanma mecburiyeti, Türk Ticaret Kanunun daki Tacir-Esnaf ayrımından kaynaklanıyor.

    Türk ticaret kanununda tacir, bir ticari işletmeyi kısmende olsa kendi adına işleten kişi olarak tanımlanıyor. Esnaf ise, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliği kazandırmayacak miktarda olan, olarak tanımlanmaktadır.

    Şimdi öncelikle eczacılığı mantıken bir düşünelim. Eczacılık bir meslek değil mi ? Eczacı olmak için belli bir eğitim almak eczacılık fakültesini bitirmek, eczacılık ruhsatı almak gerekmiyor mu ? Eczacılık da Muhasebecilik gibi belli bir eğitim-birikim gerektiren bir meslek değil mi ? Normal bir vatandaş ne eczacı olabilir nede muhasebeci. Belli bir eğitim sonrası kazandığı mesleğini icra eden eczacı neden tacir olsun. Evet mesleği gereği bir tacir gibi ilaç ve sağlık ürünleri alır satar. Ama eczacının bu faaliyeti daha çok bir kamu hizmeti niteliğindedir. Çünkü aldığı sattığı ilaçları devletin belirlediği ürünlerde, devletin belirlediği şartlarda, devletin belirlediği kar oranlarıyla yine devlete satar. Tacir demek ticaret adına serbest hareket eden istediği malı serbest piyasa koşullarına göre istediği miktarda alan, istediği kar oranıyla istediği miktarda satan kişi değil midir. Eczacı ise, devletin vatandaşına sağlık hizmeti verir iken, devletin belirlediği kurallar dahilinde devlet ile vatandaş arasında ilaca ulaşmak bakımından aracılık yapmaktadır. Öyle ki bazı durumlarda ilaç firmalarının devlete sağladığı kamu kurum iskontosunu kendisine yansıyandan daha fazlasıyla devlete yansıtmak zorunda kalır. Örneğin kendisine %8 kamu kurum iskontosu ile satılan bir ilacı, eczacı devlete %20 kamu kurum iskontosu ile satmak zorunda kalabilmekte, buna mecbur bırakılmaktadır.

    Diğer taraftan eczacı sadece ilaç ve sağlık sektörüne ait emtiaları alıp satabilir. Bunun haricinde bir ticaret yapması kendi yasalarına göre mümkün değildir. Tacir ise her türlü emtiayı alıp satan kişi anlamına gelmektedir.

    Eczacıyı tacirden ayıran bir husus da bunun bir mesleki faaliyet olması ve münhasıran kendisine ait bir kanunu ve odası olmasıdır. Tacirler odası diye bir oda olmayıp, tacirlerin odası Ticaret odasıdır.

    Bir doktoru ele alalım, doktor da eczacı gibi mesleki bir faaliyet içindedir. Bir doktor hiç bir zaman bir tacir sayılamaz. Çünkü insan sağlığı üzerine hizmet vermektedir ve insan sağlığı ticaretin konusu ve tacirin işi olamaz.

    Biz SMMM leri dikkate alalım, bizlerde eczacılar gibi mesleki bir faaliyet içindeyiz. Bizimde eczacıların eczacılık ruhsatı gibi, SMMM ruhsatımız var. Bizimde kendimize muntazır bir kanunumuz ve odamız var. Ve bizler asla tacir sayılmayız, mesleki kazancımızdan dolayı hasılatımız ne kadar olursa olsun, isterse tirilyon olsun 1. sınıf mükellef olarak bilanço usulüne göre deftere tabii olmayız. Bizim tutmak zorunda olduğumuz defter sadece serbest meslek kazanç defteridir. Sizin le bizim aramızda ne fark var siz vatandaşla devlet arasında sağlığa aracılık ediyorsunuz , biz vatandaşla devlet arasında vergiye aracılık ediyoruz. Tek farkımız bizim bir emtia alıp satmamamız, sizin ise ilaç alıp satmanız. Ama bu ilacı da devletin istediği kurallara göre satıyorsunuz. İlaç ne kadar ticari bir emtiadır bunu da düşünmek lazım. Eğer ilaç bir ticari emtia ise, bu ilaçları imal eden firmalar ve ecza depoaları sanayici veya tacir sayılabilir, ama bu ilacı ecza deposundan alıp vatandaşa ulaştıran eczacı tacir sayılmamalı. Çünkü her önüne gelen vatandaş ticaret maksadıyla ilaç alıp satamaz. İlaç ticaretinden ziyade insan sağlığı için alınıp satılan bir emtiadır.

    Türkiye genelinde aşağı yukarı 24.000 eczane mevcut. Eczacılar odası bu 24.000 eczacıyı Tacir sıfatıyla ticaret odasına teslim edeceğine, eczacı tacir sayılamaz, eczacılık münhasıran kendi odası olan bir meslek dalıdır diyerek eczacısına sahip çıkmalıydı. Son bir kaç yıldır eczacılık ta kar oranının nasıl düştüğünün, düşürüldüğünün buna karşı giderlerin nasıl arttığının canlı tanığıyım. Eczacılar asla yüksek gelir elde eden tacir gibi görünemez lanse edilemezler. Sonuçta devletin belirlediği oranda kazanmaktalar. Bunu en iyi sizler bilirsiniz bende gördüğümü söylüyorum.

    Diğer taraftan eczacının eczacılar odasının haricinde ticaret odasına kaydı, ticaret siciline kaydı eczacıya + olarak ne kazandıracak. Ticaret odasına kayıt olan eczacı her türlü emtiayı alıp satma, istediği ilacı istediği yerden almaya, istediği kişiye istediği fiyata satma hürriyeti mi sağlayacak. Yurt dışından bir firma ticaret odası kayıtlarında eczacıya ulaşıp yurt dışına ilaç ihracatımı gerçekleştirecek. Ticaret odasının eczacıya katacağı en ufak bir değer yoktur ve olamaz. Bu güne kadar Ticaret odasına kayıtlı olup ta Ticaret odasının işime mesleğime şu katkısını, faydasını gördüm diyen eczacı var mı dır? Biraz da çuvaldızı kendimize batıralım, muhasebe ücreti denince kılı kırk yaran, giderlerini minimum seviyede tutmak için muhasebeci ile pazarlık eden eczacı, kendisine hiç bir faydası olmayan ticaret odasına kayıt için kanunla dahi olsa nasıl zorlanır, Eczacı kayıtsız şartsız, pazarlıksız bu ücretleri nasıl öder?

    Eczacılar odası bu TTK nın bir gereğidir diyeceğine, TTK nın eczacıya getirdiği bu ek yükle mücadele etmeli. Eczacıların kazançlarının sınırlandığı ve git gide aşağı çekildiği bir ortamda eczacıya ek külfet getirecek, bu ek külfeti getirdiği halde eczacının işine kazancına herhangi bir + değer katmayacak bu uygulama ile alakalı olarak ilgili tüm kurumlar TBMM nezdinde girişimlerde bulunmalı, ve eczacının hangi şart ve koşulda olursa olsun tacir sayılamayacağını deklare etmelidir. Bununla da yetinmeyip eczacıların ciroları ne kadar yüksek olursa olsun muhasebe yönünden 1. sınıf defter sayılmamaları, işletme hesabına tabii olmaları hususunda mücadele vermelidir. Eczacılar nasıl ki şirket olamamakta ise, o zaman koşullar ne olursa olsun 1. sınıf deftere tabii de olmamalıdır. Sonuçta yüksek gibi görülen cirosundan eczacıya kalan net kar sınırlıdır, sınırlandırılmıştır. Yukarıda da değindiğim gibi biz SMMM ler ciromuz ne kadar yüksek olursa olsun 1. sınıfa tabi olmuyoruz. Eczacının da hakkı budur. Eczacının yaptığı iş belli bir çerçevede olan sınırlı bir faaliyettir, bu nedenle, ne tacir sayılmalı nede 1. sınıf deftere tabii olmamalıdır.

    İşin bir de ekonomik boyutuna bakalım. Ticaret odasına kayıt ve ticaret sicil tastiknamesi almak için 1 eczacının cebinden çıkacak para yaklaşık olarak 750 tl dir.

    24.000 Eczacı * 750 tl 18.000.000. tl.

    Ticaret odası üyelerinden yıllık aidat almaktadır. Bu aidatı da kendi iç tüzüğüne göre derecelendirmeyle yapmaktadır. Eczacıların ne kadar aidat vereceğini bilmiyorum ancak bir limited şirketin 2013 te Gaziantep ticaret odasına ödediği aidat 300 tl dir. Haydi biz bunu eczacının 200 tl olarak yapacağını varsayalım.

    24.000 Eczacı * 200 tl 4.800.000 tl.

    Bununla da kalmadı tabii, ticaret odası ayrıca kayıtlı üyelerinin yıllık gelir vergisi matrahı üzerinden binde 5 oranın da ayrıca aidat almaktadır.

    Kabaca bir hesap yapalım. 24.000 eczacının ortalama cirosunun 500.000 tl olarak alalım.

    24.000 * 500.000 = 12.000.000.000 tl. Bunun % 20 sini bürüt kar alalım. 2.400.000.000 tl Bunun da yarısını giderlere çıkarak 1.200.000.000 tl olarak tüm eczacıların ortalama gelir vergisi matrahını kabaca tespit etmiş olalım. Bunun da binde 5’i 6.000.000 tl. eder.

    18.000.000 Kayıt Ücreti
    4.800.000 Yıllık aidat.
    6.000.000 Binde 5
    ————-
    28.800.000 tl. / 24.000 = 1.200 tl eczane başına maliyet.

    Eczacılar odası üyelerini bu şekilde ticaret odasına teslim edeceğine, mesleki bir kuruluş olarak kendi meslektaşlarına ceplerinden para çıkmasından başka bir işe yaramayacak, dağ gibi eczacının üzerine gelen giderlere bir yenisini eklememek için mücadele etmelidir. Bana kalırsa bir eczacı bile TTK ya göre tacir sayılmaması gerektiği yönünde dava açsa kazanır. Kaldı ki eczacılar odası dava açmak yerine konuyu ilgili kurumlara ve TBMM ye taşıyarak ta çözüme kavuşturur. Yeter ki eczacı tacir değildir desin ve sözünün arkasında dursun.

    Tüm eczacılar ağız birliği yapıp eczacılar odasına bu yönde istemde bulunmalıdır. Ağlamayana mama verilmez, eczacı kendi hakkını aramak adına odasına baskı yapmalı, odasını harekete geçirmelidir. Bizim + bir külfete daha tahammülümüz yok, bizim kendimize ait odamız var ve bu odaya hem kayıt olurken kayıt ücreti, hemde kayıt olduktan sonra aidat ödemelerimizi yapıyoruz. Bunlar haricinde evrak lazım olduğundan + ücretlerini de ödüyoruz. İkinci bir odaya ihtiyacımız yok.

    Ya tacir olmadığımız yönünde taleplerimiz ilgili kurumlara iletilir ve bu yönde mücadele edilir,

    Ya da Eczacılar odasına kayıtlı olan eczacı Ticaret odasına da kayıtlı sayılır.

    Ya da kanunda ufak bir değişiklikle eczacılar odasının vermiş olduğu eczacı sicil numarasının ticaret sicil numarası yerine de geçmesi, ve kullanılan belgeler de ticaret sicil no yerine, eczacı sicil numarasının da kullanılması sağlanır.

    En başta belirttiğim gibi tüm bunları düşünüp karar vermek sana ve tüm eczacılara düşüyor.

  2. Ecz.A.Mithat Bahçeevli dedi ki:

    Sendika yönetimini ve Sayın Ecz.Nurten Saydan’ı çalışmalarından ve duyarlılğından dolayı tebrik ediyorum.
    Mesleğe başladığım ilk yıllarda da ticaret kaydı diye şart koşulmuş,eczacılar ticaret müdürlüğünde izdiham halinde uğraşırken eczacının serbes meslek sahibi olduğu hatırlanıp vaz geçilmişti.
    Aklıma geldi,bir yanlışım varmı diye araştırdım,istediği ürünü istediği gibi satamayan tacir olmayan ticaret sicili olmayan sadece eczacılar değildir.Bu meslek gurubundan biri de optisyenlerdir. Eczacılık mesleğimle aynı şartlarda yürüttüğüm optisyenlik mesleğimde yaşamadığım bu sorunu,eczacılık mesleğimde yaşamamın sebebini, meslek örgütü yöneticilerimde aramaktayım.Buna benzer örneklerden yola çıkarak çözüm gerekmektedir.
    Teb ve eczacı odalarını uyarıp bu konuda çaba sarfetmelerini sağlamamız gerekmektedir.Mevcut çalışmaları inanılır gibi değildir.
    Görüşünü aldığım muhasebecim de eczacının kesinlikle böyle bir mecburiyeti olamaz diye uyarmıştı.Duyarlılık gösteren herkese teşekkür ediyorum.
    Ecz.A.Mithat Bahçeevli

  3. Ahmet Tuncay Sağlam dedi ki:

    Bende ne yapacağımı bilmiyorum??yarın karar vermek için son gün,,,,muhasebeci arıyor;noter ticaret sicil kaydı olmadan defter tasdik etmiyor,,,,başka arkadaşlara soruyorum,mevzuattan bile haberleri yok,,,bizim muhasebeci defterleri tasdik ettirdi noterde diyorlar,,,,1 ocak 2014 de başlıyacak uygulama bakıyorsun her fiş faturada ticaret sicil no su olması lazım,,,,yoksa 2000 üzeri ceza,,,yılın bitmesine bu kadar az zaman kala bu kadar kaos olurmu????bir uygulama olacaksa ,,,insanlara 6 ay önceden bildirilmezmi??malasef etkisiz, pasif meslek odalarımızı kınıyorum,,,,

  4. Ecz.Hakan EFE dedi ki:

    Maalesef bu tartışmalar ve ikilikler yüzünden çoktan bahsi geçen sicil numarasını aldım.Bir kısım evet almalılar diyor bir kısım hayır gerek yok.Akıl ve mantık kesinlikle gereksiz olduğu savını destekliyor fakat 410 TL gibi bir ücreti de tabiri caizse paşa paşa yatırdım.Çünkü sene sonu geldi ve buradaki noter efendi defterleri sicil belgesi olmadan onaylamadı.Tartıştım anlattım yeni torba yasadaki maddeden bahsettim,yetmedi gösterdim,nafile…Yukarda bir eczacı arkadaşımız ticaret odasının bize hiçbir faydasının olamayacağını aktarmış,bence de doğrudur.Ben nerdeyse 12 yıllık eczacıyım maalesef üzülerek söyleyim ben şimdiye kadar TEB ‘in de bir faydasını görmedim.Saygılarımla…

  5. nubar dedi ki:

    artık bir an evvel tacir olduğunuzu kabul edin diyen bir devlet politikasına paralel çizgide olacağız diyen bir teb den ne beklenebilir.sadec İstanbul eczacı odası belli bir aktivite gösteriyor oda yeterli değil.Tek kaldığı için.yakında ticaret odasına kaydolup eczacı odasından çıkmamız da sağlanınca odalar da böylece dağıtılmış olacak.çünkü iki odaya kaydolma zorunluluğu yok.gidişat bu mihval üzerinedir.hayırlı olur inşallah.

Yorum Yazın

You must be Logged in to post comment.

© 2017 Tüm Eczacı İşverenler Sendikası. Bütün Hakları Saklıdır.